Gezi ve Hekim | Küba

0
796

Bu yazımızda Küba’yı ele alıyoruz; çünkü Küba, Kuzey Amerika’nın karakteristik yapısının yanı sıra medikal açıdan oldukça ilginç -ve ileri- bir konumda. Öncelikle, Küba denince aklımıza gelen iki şey; özgürlüğün temsilcileri, ve puro. Che Guavera, Fidel Castro gibi tarihe isimlerini yazdırmış kişilerin memleketi Küba, Havana şehri ile dünyanın nostalji klasiklerinden birisi haline geliyor.

Komünizm ile efektif olarak yönetilen Küba’da, insanların kazanabilecekleri “maksimum rakam” belirli. Bu yanı ile akıllara soru işaretleri getiren bir yapısı var; fakat bazen, bütün bu hırslarımızı geride bırakıp tropikal iklimi rahat bir kafa ile yaşamak fikri hiç fena gelmeyebiliyor :P. Burada bizim adımıza dikkat çeken bir husus da, doktorların da bu döngüde yer alıyor olmaları; yani onlar da her meslek grubundaki insanlara yakın miktarlar kazanıyorlar. Şüphesiz Türkiye’de doktorluk mesleğinin kimse tarafından yalanlanamayacak, çekici özelliklerinden birisi de dolgun kazançlar. Bu açıdan biz yorumsuz kalmayı tercih ediyoruz :).

Küba, kişi başına en fazla doktorun düştüğü ülke. Her 1000 kişiye 7.5 doktor düşüyor. Bu oran Türkiye’de sadece 1.7doktor/1000kişi. Sağlık alanındaki harcamaları da ekonomide geniş yer tutuyor.
Küba’da devlet tarafından çok etkin bir şekilde birinci basamak sağlık hizmeti verilmekte. En küçük yerleşim birimlerine kadar, kasaba ve köylere kadar her yerde sağlık kuruluşları bulunuyor ve öyle ki evinizden çıktığınızda beş dakika içerisinde varabileceğiniz mesafede. Bu binalar iki katlı. Üst katı doktorlara ev olarak tahsis ediliyor. Böylece ihtiyacı olan insanlar istediği her vakit doktorun kapısını çalabiliyor. Tabi ülke doktorları da çok özverili bu konuda. Mesela hemen her gün birinin evini ziyaret ederek hane halkını bilgilendiriyorlar. Ayrıca her iki haftada bir olmak üzere tüm vatandaşlar doktora muayene olmak zorunda. 1960’larda devlet eliyle başlatılan bu model o kadar başarılı olmuş ki ölüm oranlarının , yenidoğan ölüm oranlarının çok ciddi düşüş yaşaması, devleti bu sistemde devam etmeye teşvik etmiş. Tabi bu derece ideal hatta ütopik denilebilecek bu sistemin önünde bazı engeller de var. O da Küba’nın politik durumu. Politikası sebebiyle birçok ülkeden ambargo yiyen Küba, sağlık teçhizatlarını ithal etmekte büyük sıkıntı çekiyor. Hatta hastanelerde kullanılmış eldivenler, kateterler, iğneler tekrar tekrar dezenfeksiyon ünitelerine giriyor. Bu konuda da Küba halkı çok bilinçli. Elindekilerini ekonomik olarak kullanıyor.

Küba denilince akıllara ilk gelen yer tabii ki Havana. Eski Havana’da kolonyal dönemden kalma bir ton tarihi yapıyı ve kültür dolu eski sokaklarını gezerken zaman makinasına girmiş gibi hissedildiği söylenir.

Klasik arabalar Küba’da sıkça kullanılıyor, bu da nostaljisine ayrı bir hava katıyor. Sokaklarda dans eden ve şarkı söyleyen insanlara, lezzetli yemeklere denk gelmek de cabası 🙂

Eski Havana Sokağı

 

Havana’nın kültleşmiş fontu ile hazırlanmış bir afiş

Plaza Vieja, “eski meydan” demek. Havana’nın en canlı lokasyonu burası. Bu bölge ile bağdaşmış kokteylleri yudumlarken latin halkı seyretmek yapılması gerekenlerden.

Plaza Vieja

Malecón, Havana’nın 8km uzunluğundaki masalsı sahil şeridi. İnsanlar gün batımında burada bulunmayı çok seviyor ve Havana’ya gidildiğinde gün batımından gün doğumuna kadar burada bulunulması kesinlikle öneriliyor. Günbatımının dünya üzerinde en keyifli izlenebileceği yerlerden birisi burası.

 

Malecón kıyı şeridi
Malecón kıyı şeridi

Fidel Castro’nun Küba halkına seslendiği yer olan Plaza de la Revolución, yani Devrim Meydanı, asıl ününü Che Guevara’nın 1960 yılında Alberto Kardo tarafından çekilen ünlü portresinin bir kopyasının yer aldığı duvara borçlu. Küba İçişleri Bakanlığı’na ait bu duvarın önünde fotoğraf çektirmek adeta bir çeşit farz :P.

Plaza de la Revolución.

Christopher Columbus, okyanusu geçince ilk kara parçasına baba-oğul-kutsal ruh adını vereceğini söylemiş. Trinidad‘ı keşfettiğinde de bu ismi vermiş; isim İspanyolca üçleme anlamına geliyor. Küçük bir yer olmasına rağmen UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Bu bölgede gezerken, etraftaki televizyonlar size teknoloji çağında yaşadığınızı hatırlatmaktaki tek ipucu olabilir, zira tarihinde kaybolunası bir kasaba Trinidad. Geçtiğiniz hemen her evin içinden müzik sesi duymanız mümkün; salsa, cha cha, rumba müzikleri sizi mest edecek. Eğlence için mekanlar da mevcut, yemeğinizi uygun fiyata yiyip, danslarla, içkilerle zamanınızın tadını çıkartabilirsiniz.

 

Trinidad’ın renkli evleri ve Museo Romantico
Trinidad Bölgesi

Tabii ki Küba’nın destansı ekvatoral sahillerinden bahsetmeden olmaz. Bu alanda Varadero dikkatleri üzerine çekiyor. Bembeyaz kumları ve turkuaz sularıyla her yıl yaklaşık bir milyon turisti ağırlayan Varadero, Havana’ya arabayla 2 saat mesafede. Kum-güneş-deniz üçlüsü için harika bir bölge.

Varadero

 

Turkuaz suları ile Varadero sahili

Daha bir çok doğa harikasına, kültürel bölgelere sahip Küba için şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin