Kapuzbaşı Şelalesi Gezi Rehberi

2
2852

Her yurdum insanı bilir ki Türkiye’nin güzellikleri, dünyada eşine az rastlanır cinstedir. Mesela bu güzelliklerden bir tanesi de Kayseri’deki Kapuzbaşı Şelaleleri’dir. Aladağlar Milli Parkı’nda bulunan bu şelale, dünyanın en yüksek ikinci şelalesi, Avrupa’nın ise en yüksek şelalesidir. Türkiye’de en çok bilinen Manavgat’tan 5m, Düden’den 25m yüksektir.

Kapuzbaşı Şelalesi’ne Nasıl Gidilir?

Yahyalı ilçesine bağlı Kapuzbaşı Şelaleleri, Kayseri’ye yaklaşık 180km uzaklıkta. Fakat Yeşilhisar, Yahyalı yolu üzerinden gitmek yerine Erciyes Dağı’ndan giderseniz, yol 30km daha kısalır. Bununla birlikte Adana’nın Kozan ilçesine, Kayseri’den daha yakındır Kapuzbaşı. Dar ve sarp yollarından dolayı buraya özel arabayla gelmek en mantıklısı. Aşağıda da anlatacağım üzere Kapuzbaşı Şelaleleri’nin yolu bile başlı başına bir doğal güzellik. Yani ara sıra duraklamak için de özel araba en iyisi. Başka bir alternatif ise Kapuzbaşı turları almak. İçinde yemeği ve yanlış hatırlamıyorsam konaklaması da dahil olmak üzere 180tl gibi bir ücreti var.

Eski Yol

Kapuzbaşı Şelalesi’nde Nerede Konaklanır?

Doğrusu günübirlik ziyaret Kapuzbaşı için en uygunu. Zira yol gidiş geliş 6 saat sürüyor. Sabahın erken vakitleri gidilip akşama doğru çıkılırsa gayet yeterli bir gezi olur. Fakat kalmak için de güzel pansiyonlar bulunuyor. Şelalelere 10km kala bu pansiyonların tabelalarını görüyorsunuz. İçlerinden özellikle önerebileceğim yok. Fakat her birinin güzel olduğunu duydum.

Kapuzbaşı Şelalesi’ne Ne Zaman Gidilir?

Gidiş için en uygun zaman Mayıs sonu ve Haziran olabilir. Çünkü asıl sezon zamanı çok kalabalık oluyor. İçeriye araç başı giriş ücreti olan 12 lirayı veriyorsunuz. Fakat içeride yer bulamıyorsunuz. İlla sezon içerisinde gidecekseniz, sabahın ilk ışıklarıyla yola koyulmanızı öneririm. Bununla birlikte yaz ayları ve Mayıs hariç gidilmesi pek uygun değil. Zira çok fazla yağış alıyor ve sel riski var.

Gezi Rehberi | Anatomi

Bir haziran sabahının erken saatlerinde, Kapuzbaşı’na gitmek için yola koyulduk. Yukarıda bahsettiğim gibi Erciyes yolu üzerinden gitmek, yolu kısalttığı için oradan gittik. Sabah ayazı Erciyes’te serttir. Yazın en sıcak günlerinde bile üzerinizde bir şey olmadan, dışarıda duramazsınız. Fakat o ayazı yüzümüze çarpmak gerekiyor ki afyonumuz patlasın 🙂 Yol üstündeki tesislerde durup Erciyes’in soğuk suyunu da içmek lazım. Böyle güzel suyu bulmak zordur. Çeşmelerin hemen yanında da kahvaltılık ürünler satan bir market var. Bu marketi özellikle söylüyorum çünkü ürünleri güzel. Gerçek bal, gerçek köy peyniri, hakiki kaymak satıyorlar. Böylece tavsiye etmiş olayım. O marketten peynir alıp yolumuza devam ettik.



Arabalara bindikten sonra güneşin ışıkları da yüzümüzü yalamaya başlamıştı. Güneşle dans eden manzaralar eşliğinde, tam anlamıyla seyirlik diyebileceğimiz Erciyes yolunu aştık. Çekirdek tarlaları, yaylacılık yapan insanlar, doğal ve küçük göller ve büyük barajlar yol boyunca bize eşlik etti. Erciyes’i aşınca da Develi ilçesine vardık. Cıvıklısıyla meşhur Develi’de durup sabah kahvaltısında cıvıklı yenilebilir. Fakat şelalelere ne kadar erken varırsanız, o kadar iyi. Buraya gelmişken marketten yiyeceklerinizi alın. Zira Kapuzbaşı’nda mangal yapılabiliyor. Ayrıca yolun ilerleyiş şekli sebebiyle, Yahyalı şehir merkezine çok girmeyeceğiniz için Develi’de ihtiyaçlarınızı karşılamalısınız.

Erciyes’te Yaz Aylarında Yaylacılık Sezonu Açılıyor.

Develi’yi de geçip sonrasında Yahyalı’yı da geçince artık şahane bir yolculuk sizi bekliyor. Öncelikle kocaman rüzgar santralleri size eşlik ediyor. Bu rüzgar santralleri oldukça geniş bir araziye kurulmuş. O kocaman aletlerin yanından geçince kendinizi çok küçük hissediyorsunuz 🙂

Yol boyunca bu rüzgar santrallerinden yüzlerce bulunuyor.




Bu rüzgar güllerinden sonra da doğal güzelliklerin size eşlik etmesiyle yolculuğunuz iyice keyifli hale geliyor. Bir taraftan da doğal güzellikler ne kadar ürkütücü olabilir onu farkediyorsunuz. Dar ve uçurumlu yollardan giderken üstünüze doğru kapanmış gibi duran, kocaman dağlar size selam veriyor. Bu dağlar o kadar dik ki, sanki doksan derece açıyla yükselmişler gibi. Fakat doğanın muhteşem gücü burada da insanı hayrete sürüklüyor. O dik dağlarda serpilmiş ağaçlar, resmen yer çekimine meydan okuyor. Sadece ağaçlar değil, dağ keçileri de o dağlarda nasıl rahat hareket ediyor, aklınız almıyor.

Böyle bir taraftan ürkütücü bir manzarayla karşılaşırken diğer taraftan da Zamantı Irmağı size eşlik ediyor ve taşlara çarpa çarpa, gürül gürül akıyor. Su sesinin insana huzur vermesi gerek aslında. Fakat bu hırçın akış, size güzel bir seyir zevki verse de, kulaklarınızda aynı intibayı bırakmıyor. Bu yol üzerinde yerli halk, güzel tesisler kurmuşlar. Derme çatma ama doğalından. Ağaç evler ve ırmağın kenarındaki oturulacak alanlar oldukça güzel. Böyle tesislerden 7-8 tane var yol üzerinde. Birini kaçırdım diye hemen hayıflanmayın.

Ayrıca yol boyunca irili ufaklı başka şelalerde görüyorsunuz. Hepsi de yolun karşı tarafında. Yani ırmağın ötesinde. Bu şelalelere geçiş için belediye asma köprüler kurmuş. Buralarda da duraklayıp hava alabilirsiniz. Hatta tüm gününüzü bile geçirebilirsiniz. Çünkü öyle güzel.

Böylece 1.5 saatinizi geçirdikten sonra Kapuzbaşı Şelaleleri’ne varıyorsunuz. Yukarıda da bahsettiğim gibi girişi araç başına 12 tl. İçeriye girdikten sonra da aracı parkedecek yer bulmanız lazım. Dediğim gibi sabahın ilk ışıklarıyla yola koyulursanız ya da Haziran’ın başı gibi giderseniz, pek sıkıntı yaşamazsınız. Tabi yolda çok oyalanmamak şartıyla 🙂 Yoldaki o güzellikleri dönüşte de inceleyebilirsiniz. Bu da ufak bir tavsiye. Aracınızı parkettikten sonra kendinize uygun, oturacak bir yer bulmak gerekiyor. Yine belediye böyle yerler yapmış, fakat çok değil. Kısaca yanınızda oturulacak minder getirseniz iyi olur.



Her şeyi hallettikten sonra gerisi şelalelerin tadını çıkartmakta. Yükseklerden çağlayan şelaleler, taşlara çarptıkça koca bir su buharı bulutu oluşturuyor. Bu buharın içine girip ıslanın derim. Yine şelalelerin altında Zamantı Irmağı’nın küçük dalları akıyor. Bu suya da şifa niyetine girmek lazım. Yalnız öyle soğuk bir su ki, kelimeler kifayetsiz kalıyor 🙂  Ayrıca hekimlik mesleği içerisinde olarak yeri gelmişken belirtmekte fayda var. İnsan sağlığına yararlı olduğu söylenen, havada negatif iyonlar bulunur. Bu negatif iyonların en yüksek olduğu yerler şelalelerin olduğu bölgelerdir. Sağlıklı bir havada santimetreküpte 1200 kadar negatif iyon bulunması gerekir. Bu sayı şelalelerde 50, 000 lere çıkar. Fakat malesef şehirlerde 200 civarlarındadır. Böylece işin sağlık noktasına da değindikten sonra sizi fotoğraflara alayım. Kapuzbaşı anlatılamıyor, yaşamak gerekiyor 🙂

Fotoğraf: Ahmet Furkan ŞENER
Fotoğraf: Veli DÖLEK

Kapuzbaşı’ndan sonra da 40km uzaklıkta Hacer Ormanları var. Mangaldı, biraz gezinti yapmaktı derken Hacer Ormanları’na vakit kalmadı maalesef. Vakitli gidebilene, konaklamalı gidebilene burayı öneririm. Kanada’nın ünlü ormanlarını andırıyor.


Hacer Ormanları

Böylece Kapuzbaşı gezimiz de bitti. Akşama doğru yola koyulduk ve Kayseri’ye geldik.

Buraya Kadar Gelmişken!

Sizin de fikirlerinizi, planlarınızı duymak isteriz, yorum yapmayı unutmayın. Yazımızı beğendiyseniz Facebook ve İnstagram sayfalarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz. Görüşmek üzere.



2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin