Belgrad Gezi Rehberi | Anatomi

0
1208

3 yıllık arkadaşlığımız ve onlarca gezimizin ardından artık yurtdışına da gitmemiz gerektiğinin farkına varmıştık. Hele ki gezebilen ve sıkıcı bir öğrencilik hayatı geçirmeyen tıp öğrencisi modelini göstermek istiyorsak bir an önce yurtdışına açılmak gerekiyordu. Velhasıl geçtiğimiz günlerde 11 günlük bir yurtdışı programı yaptık. İçeriği Balkan turu şeklinde olan gezimizde rotamız; Sırbistan’ın başkenti Belgrad, Belgrad’tan Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna, Saraybosna’ya 2 saat uzaklıkta olan Mostar, Mostar’dan Karadağ’nın güzel kıyı şehirleri Kotor ve Budva, bu kıyı şehirlerinden sonra Karadağ’nın başkenti Podgorica, buradan da son olarak Makedonya’nın başkenti Üsküp şeklindeydi. Arada da 2 saatliğine Kosova’nın başkenti Priştine’ye uğradık. Kısaca 5 ülke ve 8 şehir gezmiş olduk. Şimdi bu ilk yurtdışı gezimizin ilk durağı olan Belgrad’ı anlatarak başlayalım.

Gezi Rotamız

”Beyaz Şehir Anlamına Gelen Balkan Ülkelerinin En Eski ve En Güzel Şehri Belgrad”

Eski Yugoslavya’nın başkenti olan Belgrad, günümüzde Sırbistan’ın başkenti olarak biliniyor. Daha eski yıllara bakarsak 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman ve ordusu tarafından fethedilerek, Osmanlı’nın Balkanlardaki en önemli şehirlerinden biri olmuş. 1878’de ise uzun yıllardır devam eden Sırp İsyanı sonucu, 350 yıllık Osmanlı şehri vasfını, bağımsız bir devletin başkenti olarak değiştirmiş.

Haşmetli Tuna ve Sava Nehirlerinin birleştiği şehir olan Belgrad; çok yeşil, mavi ve yeşilin birleştiği muhteşem manzaralara sahip, tarihi dokusunun Osmanlı ve Avrupa kültürüyle harmanlandığı bir şehir kısaca. Şehir, ülkenin fakirce olmasından dolayı biraz bakımsız. Fakat genel Avrupa standartları da şehre işlemiş vaziyette. Yani düzenli yollar, düzgün kaldırımlar, kaliteli bisiklet yolları gibi. Hele ki bisiklet yolları bir harika. Şehrin dört bir tarafı bisiklet yollarıyla kaplanmış. Halkı da bisiklet kullanarak bu yolların hakkını veriyor.

 Republic Square’den Bir Fotoğraf

Belgrad Pahalı Bir Şehir mi?

Belgrad gerçek manada ucuz bir şehir. Bir kere ulaşım dolaylı olarak ücretsiz. İşin özünde kart sistemi var ama kimse basmıyor. Fakat bu ”bilet basmama kurnazlığının” kötü yanları da var.Buna ileride değineceğiz. Yemekler ve içkiler ucuz/çok ucuz. Eğer ki Skadarlija ve Knez Mihailova Caddesi civarlarında yemek yemiyorsanız, 200-300 gramlık dana etine en fazla 10-15 tl veriyorsunuz. İçkiler de yine en fazla 8-10 tl fakat geneli 3-4 tl. Fakat mekanlarda kola, su, meyve suyu gibi içecekler 6-7 lira gibi anlamsız fiyatlarda. Bunlardan da Belgrad Yemek Rehberi yazısında ayrıntılı olarak bahsedeceğiz. Müzeler ücretsiz veya ücretli olanlar da 5-10 tl arası. Zaten 3-4 müze ücretli. Hosteller, pansiyonlar oldukça ucuz. 30 liraya çok güzel hosteller bulabilirsiniz. Yine Belgrad Otel MD yazısında bunlardan bahsedeceğiz.

Sırp insanları nasıldır? Kaba insanlar mı?

Bu soru kafada ”kaba insanlar mı?” şeklinde beliriyor. Kibar olmalarını belki Ruslara yakın olmalarından belki malum katliamdan beklemiyorsunuz. Ama sanıldığının aksine kibarlar. Hatta çok kibarlar. Şehirde bir şeyler sorduğumuz insanlar oldukça yardımsever kişilerdi. Bununla birlikte milliyetçisi de milliyetçi değil direkt ırkçı.( Tabii ki böyle genellemeler, gördüğümüz birkaç kişiye yönelik şeyler. Burada bir kesinliği ifade etmek istemiyoruz. Milliyetçi olup da çok medeni, evrensel değerlere sahip insanlarla da karşılaşabilirsiniz/karşılaşabilirdik elbette.)

Belgrad’ta İklim nasıl?

Sıcak ve ılıman bir iklime sahip. Yazları çok sıcak ve çok nemli. Haziran başları biraz daha serince. Kış aylarında ise bol yağış alıyor ve kar yağışı da oluyor. Fakat sıfırın altına pek düşmüyor. Gitmek için en uygun zaman, gece eğlencelerinin de aktif olduğu Yaz ayları. Çok sıcak olsa da bir Alanya, Bodrum değil. Şortla, serin tutan bir şeylerle geziliyor. Zira şehirde bol ağaçlar sayesinde gölgelik alan çok fazla 🙂

BELGRAD GEZİ REHBERİ | ANATOMİ

1. Gün
Uçuş tarihimizin 2 ay öncesinden Pegasus’tan kişi başı 165 liraya uçak biletlerini almıştık. Uçak biletlerini son 3 ay kala düzenli olarak kontrol edin. 165 lira yani 40 euro, alabileceğiniz en ucuz fiyatlardaki biletler şu aralar. Viyana, Paris, Londra gibi şehirlere daha ucuza biletler bulunabiliyor ama Balkan ülkelerinde biraz zor. 10 Temmuz 2017 tarihinde uçuş süresinden 3 saat önce Sabiha Gökçen Havaalanı’nın yolunu tuttuk. Eğer ki dış hatlara gidiyorsanız biraz erkenden gitmenizde fayda var. Pasaport kontrolleri, uzun sıralar sebebiyle vakit alabiliyor. Bu kontrollerde yeşil pasaportlu Ömer, çıkış izni kağıdını almayı unuttuğu için neredeyse bizimle gelemiyordu, eğer ki uçak 40 dakika rötar yapmasaydı 🙂

Velhasıl uçağa bindik ve yaklaşık bir buçuk saat sonra Nikola Tesla Havaalanı‘na vardık. Uçaktan inip apronu geçtiğimiz an Sırp polisi kontrollere başladı. Pasaport polisi haricinde Sırbistan’da bir de Sırp polisi kontrol ediyor. Eğer ki Türkiye’den geliyorsanız ve bordo pasaportluysanız sorguya çekileceksiniz. Pasaportunuza el koyup sizi bekletiyorlar. Amerika, İngiltere vizesi olan birini bile beklettiler. Sonra sizi sorguya çekiyorlar ama özel bir oda da değil. Belki heyecanlı olanlar bu konuda rahatlayabilir. Bekleyenlerin önünde birkaç soru soruyorlar ve bazen hiç sormuyorlar. Eğer soru soruyorsa kalacağınız yerin çıktı belgesini ve dönüş uçağınızı göstermenizi istiyorlar. Sırp polisini geçtiyseniz pasaport polisi hiçbir şekilde soru sormuyor, damganızı basıp gönderiyor. Biraz sıkıntılı bir durum gibi duruyor ama hiçbir şey yok. Sadece germek için tasarlanmış, aptal bir uygulama.

Sabiha Gökçen’e Göre Oldukça Küçük Bir Havaalanı

Bu işlemden sonra eğer ki taksiye binmek istemiyorsanız içeride 5 euro bozdurun. 72 numaralı otobüsle şehir merkezine 300 dinara yani 10 liraya yani 2.5 euro civarına gidebiliyorsunuz. Yeri gelmişken belirtelim. 1 Türk Lirası ortalama 30 Sırp Dinarı. 1 Euro ortalama 120 Sırp Dinarı. Eğer ki taksiye binmek istiyorsanız taksicilere dikkat edin. Fişli sistemle önceden ne kadar ödeyeceğinizi öğrenebilirsiniz. Daha fazlasını isteyemez. Ya da sıkı pazarlık atıp tam olarak ne kadar istediğinde anlaşın. Eğer tek başınıza gidiyorsanız sizi kandırmaya çalışabilirler. Korsan taksiciler çok çünkü. Tek başınaysanız otobüse binin derim. Bununla birlikte özel arabasıyla hizmet edenler de var. Bizi bir tanesi çevirdi, ilk başta çok güvenmesem de 5 kişiden 20 euro alacağına neredeyse yemin ettirdiğim için 🙂 bindik. Taksilerle ortalama 15-20 euro civarına istediğiniz yere gidebilirsiniz. Tabi 4-5 kişi olursanız neredeyse otobüs fiyatına geliyor.

Kalacağımız yere vardıktan sonra odalarımıza yerleştik. Kaldığımız yerin ismi San Art Floating Hostel&Apartments. Sava Nehri’nin üzerinde, yüzen gece kulüpleri gibi yüzen bir hostel. Belgrad’ta kalınabilecek en iyi yerlerden biri. Bunu ayrıntılı olarak ileride anlatacağız. Hostelin çalışanları çok kibar ve çok yardımsever. Her işinize yardım ediyor. Kahvaltılı olarak Booking üzerinden rezervasyon ettiğimiz odaya, şehir vergileri de dahil olmak üzere 3 gecesine kişi başı 45 euro verdik. Gecelik 60 lira yani. Yukarıda 30 liraya güzel yerler bulunabilir demiştim. Ama emin olun vereceğiniz fazla paraya değer nitelikte, muhteşem bir manzarası var.

San Art Floating Hostel&Apartments Manzarası

Eşyalarımızı yerleştirip, ücretsiz hoşgeldiniz içecekleri alıp ve şehir hakkında ayrıntılı bilgi edindikten sonra gezmeye başladık. Akşama doğru 7 gibi otelimize vardığımız için bir de Pazartesi vardığımız için(Pazartesi Belgrad müzeleri kapalı) ilk gün, kültür turundan ziyade gece eğlencesine yönelik oldu. Otobüse bindik ve şehir merkezine indik. Otobüste şoförün yanına gidip bilet sordum. Bir an da herkes bana, bu ne yapıyor diye bakmaya başladı. Şoför İngilizce bilmediği için teşekkürler diyip ayrıldım. Yolculardan birisi bana yardımcı oldu. Bilet sormuştum tarzında bir şeyler dedikten sonra, bana sus işareti yapıp gülümsedi 🙂 Zira yukarıda da bahsettiğim gibi burada bilet basılmıyor. Ve bu durum tamamen illegal. Üstüne üstlük otobüse bir an da binen ve ceza kesen ”ahlak bekçisi” olarak aramızda isimlendirdiğimiz sivil görevliler var. Biz o bekçiye de yakalandık 🙂 Fakat ileride bahsedeceğim. Bu binişimizde değil.

Belgrad’ın İstiklal Caddesi, Knez Mihailova

Otobüslerin meydandaki ana durağında indikten sonra Knez Mihailova Caddesi‘ne doğru yürüdük. Ana durağa 5 dakika uzaklıktaki bu cadde, Belgrad’ın İstiklal Caddesi. İsmini, Osmanlı’nın elinden kurtulmayı sağlamış prens 3. Mihailova’dan alıyor. İstiklal Caddesi gibi araç trafiğine kapalı olan Knez Mihalova, dünya üzerindeki en iyi caddelerden biri seçilmiş. Geniş ve ferah yürüyüş yerleri, her bir köşesinde bir sanatın icra edilmesi, bakımlı ve etkileyici binaları ve de yolun sonunun Kalemegdan’a bağlanması bu caddeyi çok keyifli kılıyor. Cadde de gezen Sırp kızları da Sırp erkekleri de bakımlı, güzel insanlar. Zira bir tür kendini gösterme yeridir Knez Mihailova. Yol boyunca su içebileceğiniz güzel sebilleri var. Ara sokakları hoş. Tam ortasından Republic Square ve Skadarlija Caddesi‘ne gidebilirsiniz. Birçok ünlü marka burada boy gösteriyor. Fakat gariptir yemek yeri biraz az bu caddede. Kalemegdan tarafına doğru yoğunlaşıyor. Genel olarak alışveriş için uygun diyebiliriz. Biz bu caddeyi gezdikten sonra uygun fiyata da lokanta bulamadığımız için KFC’ye girdik. Bayağı bildiğiniz KFC. Çünkü fiyatlara bakıyoruz kişi başı yemekler 25-30 lira. Hem de bayağı bir bakındık. Artık pes edip KFC’ye girdik. Tabii sonradan anladık ki bakmayı bilmiyormuşuz, onu da ileride anlatacağım. KFC, Burger King gibi yerlerin fiyatları buradakiyle aynı. Bir miktar ucuzu. 6-7 tl ye doyurucu menüler var.

Çok Bakımlı Bir Cadde, Knez Mihailova

Skadarlija Caddesi’ndeki Dva Jelena’da Oturmalı

Utana, sıkıla burada yemek yedikten sonra( yurtdışına gelmişsin, fast food yiyorsun ) Republic Square’den Skadarlija Caddesi’ne geçtik. Skadarlija Caddesi ise tam bir old town konsepti caddesi. Knez Mihailova; lüks, görkemli ise Skadarlija; otantik. Yokuş aşağı çok eski sokaklarının yanında sağlı sollu barlar, restoranlar, kafanalar( Sırpça meyhane) sıralanıyor. Burada akşam vakti yürümek ayrı bir keyif. Burada Dva Jelena isimli 1832’de açılmış çok önemli bir restoran bulunuyor. Anlamı iki geyik restoran. Ki geyik eti servis ediliyor. Fiyatlar yine 25-35 tl arası ama kesinlikle değer. Zira çok hoş bir mekan. Dış bahçesinde ise akşamları Sırpların genel yemek, eğlence anlayışına uygun olarak Balkan ezgileriyle yemekler yeniyor. İçiliyor, eğleniliyor. Biz öncesinde yemek yediğimiz için burada sadece tatlı yemeye gelmiştik. Sırbistan’da önemli bir tatlı kültürü olmadığını biliyordum ama eski bir mekan olması sebebiyle gurme bir şeyler yapmışlardır diye düşünmüştük. Maalesef yokmuş. Sufle ve günün keki sipariş ederek viyolonselli, akordeonlu Balkan müzikleri eşliğinde( canlı icra ediliyor.) tatlılarımızı yiyip ayrıldık. Burada hayatımda en utandığım şeylerden birini de yaptık 🙁 Malum Sırp Dinarı bizim paramıza göre bayağı bir değersiz. Bir de adamlar çok fazla para yapmışlar. Elinize para geçti mi sanki bin liralar geçmiş gibi cebiniz şişiyor. Daha şehre geleli 3 saat olmuş, bizde para mevzusunu çok karıştırdık. Hesaba 20 dinar bahşiş bıraktım. Gerçekten sanıyorum ki 3-5 lira değerinde bir şeyler. Bir anlık dalgınlıkla hesap etmeden bıraktım. Zaten bir tatlı sipariş edip kalkmışız, daha fazlasına ne hacet. Öğrenciyiz 🙂 Fakat 20 dinar, 65 kuruş ediyor dostlar. 🙁 Hesabı alan garsonun yüzündeki o efsane ifadeyi hayatımız boyunca unutmayacağız sanırım. Sonrasında bayağı bir güldük ama utanmadık da değil 🙂

Dva Jelena’daki enfes sufle, 410dinar yaklaşık 13.5tl
Skadarlija Caddesi

Buradan sonra saat 22.30 civarlarını gösterdiği için yavaş yavaş hostelin yolunu tuttuk. Meydanla diğer tarafı bağlayan köprüyü geçtikten sonra, Sava Nehri kıyısı boyunca çok uzun ve çok büyük bir park var. Bu parkta akşam vakitleri insanlar yürüyor, spor yapıyor, banklarda sohbet ediyor. Ve parkın nehir tarafı yol boyunca yüzen kulüplerle dolu. Fakat ilginçtir ki birçoğu boştu ve sakindi. Bize bahsedilen, gece hayatı çok eğlenceli denilen Belgrad nerede dedik. Orasını tam bilemedik. Fakat o park boyu oldukça hareketliydi. Park, eski şehre bakan güzel bir manzaraya sahip. Bizim kaldığımız hostel de parkın nehir tarafında bulunduğu için burayı yürüyüş yolu olarak kullandık. Oyalana oyalana 12’de hostele varıp ertesi gün ki asıl gezi için yattık. Zaten yol yorgunluğu da vardı üzerimizde. Böylece bir günü bitirdik.

Bir sonraki Belgrad Gezi Rehberi devam yazısıyla görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın!..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin