Gezi ve Hekim | Yeni Zelanda

0
1102

Orada bir ülke var uzakta. O ülke Yeni Zelanda’dır. Gitmesek de, görmesek de…

Dünyanın öteki ucu. Geoid şekilli dünyamızda belki de bu cümleyi kullanmak doğru olmaz ancak öğrencilik hayatımızda yıllarca kullandığımız o haritalarda en sağ altta göreceğimiz kara parçası burası. Aslında cümlenin doğruluk payı var zira Yeni Zelanda toprakları ada yapısı ve diğer kara parçalarına uzaklığı sebebiyle insanlarla çok geç tanışmış. M.S. 13.yüzyılın ortalarında adaya yerleşen ilk insanlar burada Māori kültürünü yaşayan bir halk haline gelmişler, 19.yüzyılda koloni arayışındaki Britanya ve Māori şefleri adanın İngiliz yönetimine geçmesi konusunda antlaşma imzalamışlar. Antlaşma sonrası Avrupa’dan yoğun insan göçü alarak bugünkü nüfus dengesini oluşturmuş; Māori halkı günümüzde azınlık konumunda.

Māori Erkeği

Okyanusla çevrili bir ada olması ve insanların çok çok sonra bu adaya adım atmaları adada kendine has bir doğal yaşamın oluşmasına sebep olmuş. 80 milyon yıl boyunca süren coğrafik izolasyon adada yaşayan binlerce hayvan, bitki ve mantar türünün yaklaşık %40-80’inin adaya endemik olmasını beraberinde getirmiş. İnsanlar yerleşmeden önce Yeni Zelanda topraklarının %80’i ormanmış.

Güzel Güney Yarım Küre topraklarının kıymetini bilen ve akıllı oynayan İngiliz halkı, ülkenin bugün ekonomik anlamda üst düzey ülkeler arasına girmesini sağlamış. 1980’lere kadar tarım üzerine kurulu ekonomisi o tarihten sonra “market ekonomisi” ile değiştirilmiş. Ülkenin Asya, Amerika ve Avustralya kıtaları arasındaki konumu ülkeyi ticaret için orta nokta pozisyonuna getiriyor. Ülkedeki market ekonomisinin %63’ü hizmet sektörü üzerinden ilerliyor. Ticaretteki aktif rolü ülkenin para birimi olan Yeni Zelanda Doları (Kivi doları olarak da biliniyor 😄)’nı dünyanın en çok çevrilen 10. para birimi yapıyor. 1 Kivi Doları = 2,57 TRY değerinde. Kişi başına gayri safi milli gelir 37,860 ABD$ ile dünyada 24. sırada (Türkiye’de 23,990$).

Yeni Zelanda insanları kültürlü ve yüksek eğitimliler. Avrupai yaşamlarını göçler esnasında geride bırakmamışlar, ada yaşamına da uyum sağlamışlar. Böylece hem kendine yetebilen, iradeli bir yapıdalar; hem de doğayı seven ve doğayla iç içe olabilen bir topluluk olmuşlar. Toplumun %96’sının İngilizce konuşuyor olması da buraya geldiğinizde iletişim sorunu yaşamayacağınız anlamına geliyor. Oraya taşınıp halkı değerlendiren bir Amerikalı bloggera göre Yeni Zelanda halkı onun gördüğü en rahat, en hoşgörülü ve arkadaş canlısı topluluk (ama Türkleri tanımadan bu yorumu yapmamalıydı 😄)

Ekonomisi kuvvetli olan ülkelerin sağlık alanında da gelişmiş olmaları beklenen bir durum, Yeni Zelanda da bizi bu konuda şaşırtmıyor. Ancak diğer gelişmiş ülkelerden ayrıldığı bazı noktalar var; 14 gelişmiş ülke arasında yapılan bir çalışmada en az ilaç kullanan ve sağlık hizmetlerine en az para harcayan (kişi başı 4896 ABD $) ülke Yeni Zelanda. Yani aslında ekonomileri ve sağlık harcamaları paralel değil. Yurtiçi hasılanın %11’i sağlık harcamalarında kullanılıyor. Beklenen yaşam süresi erkeklerde 80, kadınlarda 83 yaş ile dünya ortalamasının hayli üzerinde. Ülkede her 1000 kişiye düşen doktor sayısı 2.8 ( Türkiye’de 1.7), bu istatistikle ortalama bir düzeyde. Fertilite oranı (bir kadının yaşamı boyunca doğuracağı ortalama çocuk sayısı) 2.1 ile Türkiyeyle eşit durumda, iki ülkenin oranları da dünya ortalamasından düşük (bu istatistikte dünya ortalamasının altında olmak gelişmişlik ile doğru orantılı sayılabilir). 5 yaş altı çocuk ölümleri istatistiğinde ise gelişmiş ülkelerin arasında bulunmasa da, dünya standartlarının çok üzerinde. Bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümler ise çok çok nadir görünüyor.

Selam size Māori halkı! demek istediniz:

Yeni Zelanda’ya ne zaman gidilir?

Yeni Zelanda 4 mevsimi de yaşayan bir Güney Yarım Küre ülkesi. Bu sebeple biz Türkiye’de kış yaşarken orada yaz yaşanıyor, her mevsim ters. Hava durumu etrafında başka kara olmaması ve okyanus içinde bir ada olması sebebiyle pek tahmin edilebilir olmasa da, mevsimlere uygun seyrediyor diyebiliriz. Neleri görmek istediğinize, hangi aktiviteleri yapmak istediğinize göre Yeni Zelanda ziyaret tarihlerinizi ayarlamalısınız. Bu konuyla alakalı bir infografik hazırladık:

Yeni Zelanda’ya giderken vizeye ihtiyacım var mı?

Evet, bir turist vizesi edinmeniz gerekecek. Ve evet, bu vizeyi almanız pek kolay olmayacak. Diplomatik, hizmet, umumi, hususi vs. pasaportunuz ne olursa olsun vizeye tabisiniz. Belgelerin eksiksiz doldurulması, sürecin titizlikle takibi her vize başvurusunda olduğu gibi burada da önemli. Ankara’daki Yeni Zelanda Büyükelçiliği’ne yaptığınız başvuruyla aldığınız vize 90 gün süreli verilmekte.

Yeni Zelanda’da yaşam pahalı mı? Yeni Zelanda’da ne kadar harcayacağım?

Yeni Zelanda’da yaşam Türk Lirası kazanıyorsanız inanılmaz pahalı. İstanbul – Auckland karşılaştırması yapıldığında İstanbul’da 8200₺ ile yaşayacağınız kaliteyi Auckland’da 17400₺ ile yaşıyorsunuz. Standart tüketim ürünleri %87 daha pahalı. Ev kiraları %193 daha pahalı. Meyve/sebze alışverişi %100 daha pahalı. Amaaa, burada can alıcı nokta Yeni Zelanda halkının tüketim gücü Türk halkından %88 daha yüksek. Yani Kivi Doları kazanan harcayabiliyor. Turistken cebinizi zorlayacak bir destinasyon, Yeni Zelanda.


Yeni Zelanda’ya direkt uçabilir miyim? Yeni Zelanda’ya uçak bileti?

Ne zaman gidilir? kısmında bahsettiğimiz üzere ucuz uçak bileti sezonu Ekim-Kasım ve Mart-Mayıs aralıkları. Ucuz dediysek de çok ucuz beklemeyin, uçuk değil diyelim biz ona. Türkiye’den Yeni Zelanda’ya direkt uçuş maalesef yok. Aktarma yapılan ülkeler çok değişken olmakla birlikte iki ülke arası mesafe çok uzak olduğu için yolculuk süresi de çok uzun. Skyscanner araştırmamıza göre Mart 2018’de İstanbul -> Auckland tek yön uçuşunuz 2500₺ civarlarında tutmakta. Uçuş süresi de Katar, Doha aktarmalı olacak şekilde 21 saat.

Yeni Zelanda’ya gitmeden önce hangi sağlık önlemlerini almalıyım?

Rutin aşılarınız (KKK, Difteri, Tetanoz, yıllık grip aşısı) tam olmalı. Bunların dışında yiyecek – içecek bulaş yoluyla bulaşan Hepatit A’ya karşı önlem almak isteyebilirsiniz fakat risk çok düşük, enfeksiyon ise çok nadiren ciddi bir hal alır. Cinsel ilişki, kontamine iğneler, dövme/piercing edinme gibi faktörler ile bulaşabilen Hepatit B’ye karşı aşı olarak önlem almak isteyebilirsiniz. Bunların dışında kronik hastalıklarınız için doktorunuza danıştıktan sonra sağlık açısından tamamsınız 🙂

Hazırız, hadi gezelim!

İstanbul’dan Auckland‘a, Auckland Havalimanı’na iniş yapıyorsunuz. Auckland, Türkiye’nin İstanbul’u gibi; ülkenin en kalabalık ve en şehirleşmiş yerleşimi. 1,3 milyon insan burada yaşıyor, yani nüfusun %25’inden fazlası. Geniş kumsalları, limanları, alış-veriş imkânları, gece eğlenceleri ile metropolit bir şehir kültürü sunan bir kent. Yaşanacak en iyi şehirler sıralamalarında genellikle ilk 10’da yerini almayı da başarıyor. Öyle olmasına öyle de, kent ziyaretleri (en azından bizim için) Yeni Zelanda gezisinde odak noktası olmamalı, o sebeple Auckland’ı biraz transit geçeceğiz.

Auckland

Auckland, konumu sebebiyle bir çok küçük adanın yakınında bir şehir ve bu adaların bir çoğu doğa harikası. Bu adalardan ilk görmeniz gereken Tiritiri Matangi Adası. Adanın ismi “rüzgarda savrulmuş” anlamına geliyor, Māori mitolojisinde atalardan kalma bir oltanın ucunda yüzdüğüne inanılıyor. Adaya feribot gezileri düzenleniyor. Rahat yürüyüş ayakkabılarınızı aldıktan sonra rehberli bir feribot turu alın ve doğanın tadını çıkarın. Adada çok fazla kuş türü var, fotoğrafçıların gözdesi.

Tiritiri Matangi Adası

Diğer bir ada, Waiheke Adası. Burası tüm bu kıyı şeritleri, plajlar ve adalar için bir prototip gibi. Adaya ulaşım Auckland merkezden feribotla 40dk sürede yapılıyor. Onetangi plajı adanın en güzel plajı diye bilinse de Palm Beach, Oneroa Beach gibi daha bir çok plaj var ve hepsi birbirinden güzel. Ayrıca ada asma bahçeleri ve şarap üretimi konusunda da meşhur, şarap evlerinde güzel tatlar deneyebilirsiniz.

Waiheke Adası’ndaki Bir Şarap Evinden

Gelelim Auckland’ın metropol yanına. Sky Tower, 328 metre ile Güney Yarım Küre’deki en uzun yapı olarak bizi karşılayan ve şehrin simgelerinden olan o meşhur kule. Bu kule aslında bir televizyon kulesi ama terası, dönen restoranı ve seyir bölgesi ile turistik bir merkez. Seyir bölgesinden 80km’ye kadar görüş açısıyla şehrin her yanını inceleyebilir, dönen restoranda yüksek standart giyiminizle (evet, bunu kibarca rica ediyorlar) yemek yiyebilirsiniz. Ayrıca bungee jumping ve skywalking gibi ekstrem aktiviteler de burada yapılabiliyor. Kesinlikle görülmeli.

Sky Tower’da Günbatımı
Skywalk

Auckland’a gelmişken görmenizi tavsiye ettiğimiz bir kaç yer daha var, fakat bu yerleri detaylandırmayacağız: Auckland Müzesi, Cornwall park, Devonport, Viaduct Harbour…

Auckland konumu olarak 2 büyük adadan oluşan Yeni Zelanda’nın kuzey adasının kuzeyinde bulunuyor. Rota açısından güneye doğru inmek oldukça mantıklı, Auckland’ın güneyinde Yeni Zelanda’nın en büyük yerleşkelerinden biri olan Hamilton yer alıyor.

Hamilton

 Hamilton Gardens, yılda bir milyon turistin ziyaret ettiği popüler bir park. 54 hektarlık alana yerleşmiş bu parkta bir çok bahçe var ve bu bahçeler sanat, inançlar, hayat tarzları, değişik toplumların gelenekleri ya da tarihsel bahçe stilleri üzerine dizayn edilmiş. Bahçede farklı gül türlerinin birbirini döllemesi sonucu pastel pembe, turuncu ve krem rengi yapraklara sahip olabilen “Hamilton Garden Gülü” isminde bir tür ortaya çıkmış, en güzel hibrit gül türlerinden biri kabul ediliyor. Bölgede Turtle Lake isminde bir de göl var. Kongre merkezi, yaşlı bakım merkezi gibi tesisler ve kafeler, düzenlenen binlerce etkinlikler ile sosyal bir yaşam alanı da aslında. Bahçe ayrıca 2014’te “Garden of the Year” ödülüne de layık görülmüş. Görsel anlamda kesinlikle tatmin edici bir yer, en az yarım gününüzü ayırabileceğiniz kadar dolgun.

Hamilton bölgesine yakın diğer bir ilgi çekici destinasyon ise Hobbiton Film Seti. Evet, Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serisi Yeni Zelanda’da filme alındı. Bu alan ise filmlerde geçen “Shire” bölgesi. Yüzüklerin Efendisi setinin bölgeye 1998’de kurulmasından önce Alexander Çiftliği denilen bu alanda koyun ve Angus inekleri yetiştiriliyormuş. Setten sonra ise Tolkien turizmi (Tolkien, Yüzüklerin Efendisi serisinin yazarı, bu film serisinde kullanılan mekanlar film sayesinde turizme kazandırılmış.) alanı olmuş. Önceden rezerve edilen 2 saat uzunluğundaki rehberli turlar ile Çıkınatışı Sırası, Parti Ağacı, Çıkın Çıkmazı, Green Dragon Inn’i görüp kendinizi Orta Dünya’da hissedebilirsiniz. Yüzüklerin Efendisi hayranıysanız ölmeden önce görmeniz gereken bir yer 🙂

Hobbiton’dan güneydoğuya devam edelim. Wai-O-Tapu, bizi karşılayacak. Māori dilinde “kutsal sular” anlamına gelen Waiotapu, aktif bir geotermal alan. Rengarenk büyüleyici termal havuzları ile ismini hak eden bir yer olduğu kesin. Çoğu havuza ve gayzere yürüyerek ulaşım sağlanabiliyor. Şampanya Havuzu, Lady Knox Gayzeri, Merkezi Havuzlar burada görülmeli. Resimler konuşsun;

Şampanya Havuzu
Merkezi Havuzlar

Sonraki durak biraz daha güneyde ve batıda. Tongariro Alpine Crossing, Tongariro Milli Parkı içinde bulunan uzunca bir trekking rotası. 19 km boyunca 3 volkanik dağ arasından giden bir patika ile zirvedeki Red Crater’a ulaşıyorsunuz. Kolay olmayan bir patika bu ve yanınızda ekstra kıyafet, yeterli yiyecek ve içecek olduğundan emin olun, ayrıca kalbi zayıf insanların uzak durması gerekmekte. Tamamladığınızda zirveden Emerald Lake’i seyretmek bu zorluğa kesinlikle değecek.

Emerald Lake Manzarası

Kuzey Adası’ndaki maceralarınızı isteğinize göre uzatabilirsiniz ve bizim çizdiğimiz bu rota üzerinde görülebilecek daha bir çok yer var. Biz Wellington ile kuzeyi kapatacağız. Wellington Kuzey Adası’nın en güneyinde bulunuyor ve Güney Adası’na geçiş buradan yapılıyor. Wellington, Yeni Zelanda’nın başkenti ve en yoğun yerleşim bölgelerinden biri.

Wellington, Yeni Zelanda başkenti

Wellington’a gelip Museum of New Zealand Te Papa Tongarewa‘ne uğramamak olmaz. Müzenin mimarisi oldukça etkileyici, ve deniz kenarında konumlandırılmış. Müze, Yeni Zelanda’daki ilk yerleşimler ve vahşi doğadan başlayıp 1. Dünya Savaşı’na kadar giden çok kapsamlı bir konsepte sahip. İçeriğini bizzat görmek bir çok cümleden etkili olacaktır ama şunu söylemek gerek; Çanakkale Savaşı ve Gelibolu’ya yapılan saldırılarda aktif rol almış Yeni Zelanda’nın gözünden zaferimizi görmek gurur verici. Atatürk’ün resmi, Türk bayrağımız, Atatürk’ün Anzak askerleri için söylediği sözler, Çanakkale Savaşı’na dair video ve gösteriler, balmumu heykeller, tasvirler… Dünyanın öteki ucu olsa bile bizler ve tarihimiz oralardayız.

Te Papa

Güney Adası’na geçelim. Güney Adası’ndaki en büyük yerleşim merkezi Christchurch şehri. Christchurch Botanic Gardens şehrin tam merkezinde yer alıyor, bir büyükşehirde olduğunuzu size unutturabilecek kadar doğal ve sessiz bir yer burası. “İster koşu yapmak için yarım saat kalırsınız, ister kitabınızı alıp gün boyu okursunuz”: Christchurch halkı burayı böyle tanımlıyor. Parkın içinden geçen Avon Nehri’nde insanlar kayaking yapıyor, ördekler etrafınızda dolanıyor. Değişik bir sürü kuş türünün cıvıltısı kulaklarınızın pasını gideriyor. İç mekan bahçeleri ve seraları ile bir botanik bahçesinden beklentilerinizi kolayca karşılayacak güzellikte.

Christchurch
Botanic Gardens’daki Bir Sera
Botanic Gardens’in Huzur Verici Görüntüsü

 Aoraki/Mount Cook Milli Parkı, Twizel şehrinin yakınında bulunuyor. Cook Dağı, Yeni Zelanda’nın en uzun dağı ve eteklerinde Cook köyünü de barındırıyor. Ayrıca park Güney Alpleri denilen dağları da içinde bulunduruyor. Parkın %40’ını buzullar oluşturuyor. Yeni Zelanda’nın Aspiring Dağı hariç 3000 metreden yüksekte olan tüm zirveleri bu parkın içerisinde. Parka skiing, trekking, ski touring, dağcılık, avcılık yapılabiliyor. Hooker patikası parktaki en popüler ve sevilen trekking patikası. Kolay bir patika olan Hooker Trail’in manzarası tek kelimeyle büyüleyici.

Cook Dağı
Hooker Trail

Güneye inmeye devam ediyoruz. Middlemarch ve Clyde kasabaları arasında eski bir tren yolu ilerliyor, bu yolun yanında da 150km’lik bir patika var. Bu patika Otago Central Rail Trail olarak adlandırılıyor. 150km uzunluğundaki bu patika trekking yapmak, at sürmek ve bisiklet sürmek için kullanılan turistik bir alan. Eğer bisiklet sürmekten hoşlanıyorsanız Yeni Zelanda’daki en güzel cycling rotası olduğu söyleniyor. Yol boyunca değişik köy ve kasabalardan geçildiği için tamamını tek seferde bitirme zorunluluğu yok, manzaranın tadını çıkarabilir, kamp yapabilir, yol üzerinde üretilen şarapları tadabilir, yerlilerle kaynaşabilirsiniz.

Artık biraz batıya doğru ilerlemenin vakti geldi. Bazı otoritelerce dünyanın 8. harikası, TripAdvisor 2008 anketlerine göre dünyanın en iyi seyahat noktası. Bahsettiğimiz yer Milford Sound, Fiordland Milli Parkı içerisinde bulunan bir fiyort bölgesi. Milford Sound’da Lady Bowen ve Stirling adında 2 şelale var, bunların dışında yoğun yağmur yağdığında görülebilen irili ufaklı geçiçi şelaleler de oluşabiliyor. Fok balıkları, penguenler, şişeburunlu yunuslar, balinalar bu ortamı yaşam alanı olarak kullanan canlılardan bazıları. Burada turistik tekne turları düzenleniyor ve turlara yunusların eşlik etmesi hiç de nadir değil. Buraya ulaşım genellikle Queenstown’dan kalkan turist otobüsleriyle sağlanıyor ve yoldaki manzaralar bile nefesinizi kesmeye yetebilir.

Milford’da Kayaking

Milford Sound’un kız kardeşi, Doubtful Sound‘da aynı Milli parkın içerisinde yer alıyor ve Milford Sound’dan sonra Yeni Zelanda’da en çok ziyaret edilen 2. yer. Özellikleri Milford Sound’a benzeyen bu yer, gözünüz manzaraya doysun istiyorsanız Güney Adası’nda en görülesi yerlerden.

Kapsamlı olduğunu düşündüğümüz bu yazımızda Yeni Zelanda’daki güzelliklerin ardı arkası yok. Baktığınız her yer bir doğa harikası zaten. O yüzden iyi gezmeler ve bol keşifler diliyoruz. Sonraki yazılarımızda görüşmek üzere 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin