Dünyanın En Güzel 10 Parkı

Dünyanın Dört Bir Yanından En Güzel Parkları Sizin İçin Sıralıyoruz

1
2924

Artık kalabalık betondan kutular içerisinde yaşıyoruz bir çoğumuz. Grinin tonları baydığında ne yapacağız?

İyi dizayn edilmiş bir park tüm bu binaların arasında basit yeşil bir alan olmaktan daha ötesinde; parklar yaşadığımız yerlere hayat enerjisi veriyorlar, bölgeyi yaşanır kılıyorlar. Çimenler, ağaçlıklar, havuzlar ve göller; rengarenk çiçekleri de eklediğinizde huzur ve yeşilin uyumunu yakalıyorsunuz. Bu yönleriyle parklar adeta doğal çevremizin beşeri yapılarımızla olan bağını sağlıyorlar.

İŞTE DÜNYANIN EN GÜZEL PARKLARI

10) Forest Park, St. Louis | ABD

Çeki düzen verilmek için 100 milyon $’lık bir restorasyona tabii tutulan Forest Park, projenin maliyetine değmiş. “Jewel Box (Mücevher Kutusu)” denilen modern bir idari binası var. 1904’te Yaz Olimpiyatlarına ev sahipliği de yapmış Forest Park. Şimdilerde ise seralar, bir etkinlik merkezi, hayvanat bahçesi, sanat ve tarih müzeleri ve bir de bilim merkezi parkta yer alıyor. Parkta düzenli olarak kuş keşif seferleri düzenleniyor ve bu seferlerde yabani hindileri ve büyük boynuzlu baykuşları görmek mümkün.

Jewel Box

9) Balboa Park, San Diego | ABD

Balboa Parkı’nın meziyetleri saymakla bitmiyor, tamamını tecrübe etmek ise günler alır. 1200 hektarlık alana kurulu bu parkta San Diego Hayvanat Bahçesi, aralarında Timken Müzesi’nin de bulunduğu 15 müze, ödüllü bir gül bahçesi, el yapımı figürlerle süslenmiş 1910 yapımı bir atlı karınca bulunuyor. Ayrıca parkta yazları ücretsiz konser serileri gerçekleştiriliyor. Bisikletçi ve tırmanıcılar içinse toplamda 105 kilometreyi bulan uzunlukta patikalar var. Bahçenin en fotoğraflamalık yeri ise Botanik Binası, burada 2000’den fazla bitki sergileniyor, ayrıca nadir bir leylak göleti de bu binanın alanında yer alıyor.

Alcazar Bahçesi’nin California Tower manzarası, parkın en ikonik karelerinden

8) Millennium Park, Chicago | ABD

2004’teki açılışından beri modern sanat ve mimarinin yeşillikle estetik kombinasyonu sebebiyle yerel halkın ve turistlerin ilgi odağı olmuş, Millennium Park. Parkın en karakteristik ögesi ile paslanmaz çelikten yapılmış “Cloud Gate (Bulut Kapısı)” heykeli, bu heykel fasulye şeklinde ve gökyüzünü yansıtıyor (Sihirli fasulye, aklına gelen?).

Kuşbakışı Millennium Park
Meşhur Cloud Gate
Cloud Gate, gece ışık gösterilerine ev sahipliği yapıyor
Parkın mizah anlayışı 😂

7) Phoenix Park, Dublin | İRLANDA

Furry Glen bölgesinde yer alan büyüleyici güzellikteki göletin etrafında yüzlerce yabani geyiğin dolaştığı bir yer, Phoenix Park. 1700 hektarlık alana kurulu bu park Dublin şehir merkezinin doğusunda kalıyor. Hayvanlar parkın 1 numaralı ilgi odağı, bu sebeple şehrin hayvanat bahçesi de bu parkta. Uçsuz bucaksız yeşil arazide geyikleri gözlemleyebilmek parkı gerçekten çekici kılıyor. Diğer dikkat çeken yapılar ise 15. yüzyıldan kalan Ashtown Kalesi ve Viktoryan tarzdaki çay odaları.

Parkın meşhur geyikleri

6) Lumpini Park, Bangkok | TAYLAND

Bu park Bangkok’un kaotik ticaret merkezlerinin arasında özlenen o temiz havayı sunmak için var. Bangkok’a yolunuz düşerse bu parkta yerlileri sabahleyin tai chi yaparken seyretmek gerek. Parkı gezerken takip etmek için 3 ana yol var. Parktaki gölde turlayabilmeniz için tekneler kiralanıyor, yerel satıcılar pad thai ve diğer lezzetleri sunuyorlar ayak üstü. Nesli hafif tehlikede olan şeritli su varanı (bir çeşit büyük kertenkele) bu parkta ara sıra rastlayabileceğiniz bir canlı ve fotoğraflarınıza iyi bir malzeme.

Öylesine takılan şeritli su varanı

5) Golden Gate Park, San Francisco | ABD

1870’te San Francisco kumulları üzerine inşa edilen Golden Gate Park, 1000 hektarlık bir araziyi kaplıyor. Yılda 13 milyon insanın odağına yerleşen bu park gösterilen ilgiyi hak ediyor. De Young Müzesi’nden özenle bakımı yapılan Japon Çay Bahçesi’ne, çiçek seralarından Amerikan bizon sürülerine kadar uzanan bir kültürel cümbüş mevcut. Parktaki Stow Gölü’nde tekne kiralamak, ya da Ocean Sahili’nde sörfçüleri izlemek de bir seçenek.

Japon Çay Bahçesi
Parkın devasa boyutları ancak çok yüksekten bakılınca algılanabiliyor

4) Stanley Park, Vancouver | KANADA

Stanley Park’ın ılıman yağmur ormanları tamamen sular ile çevrili, ayrıca harika bir gökyüzü manzarası da bu 500000 sedir, köknar ve çam ağacına eşlik ediyor. Su kıyısındaki 8km’lik “Sea Wall (Deniz Duvarı)” isimli patika parkı çevrelemekte ve bisikletçiler, koşucular ve yürüyüşçüler için popüler bir rota olmakta. Gül ve orman gülü bahçeleri, egzantrikçe şekillendirilmiş İlk Milletler totemleri, küçük bir golf sahası, bir açık hava tiyatrosu, deniz kıyısında bir havuz ve açık hava bowling mekanları parkın büyüsüne katkıda bulunan diğer elementler.

İlk Milletler totemleri
Sea Wall’ın sonbahar görüntüsü

3) Hyde Park, Londra | İNGİLTERE

Kraliyet Ailesi yeşil alanları seviyor, Londra’da 8 tane Kraliyet Parkı bulunması da bunun bir kanıtı olsa gerek. Piknik yapmak, güneşlenmek, koşu yapmak, bisiklet sürmek, yüzmek, tekne kullanmak ya da bir konser izlemek için (BBC Klasik Müzik festivali on yılı aşkın süredir burada düzenleniyor) yılda bir milyondan fazla ziyaretçi Hyde Park’a geliyor. Ya daaa, insanların özgürce ifade ettikleri fikirlerini dinlemek için “Speaker’s Corner (Konuşmacının Köşesi)”‘da takılabilirsiniz, “bu parka bayıldıımmm!” demeden dönmeyin tabii ki.

Kuşbakışı Hyde Park

Huzur

2) Ibirapuera Parkı, São Paulo | BREZİLYA

Dünyaca bilinen Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer, arazi mimarı Roberto Burle Marx ile işbirliği yaparak Ibirapuera Park’ı dizayn etmiş. 1954’te açılan parktaki bir çok karakteristik yapı Niemeyer’in elinden çıkmış, bunların arasında uçan bir fincan altına benzeyen gökevi ve girişinde alev gibi parlayan kızıl bir heykel bulunan Ibirapuera Konferans Salonu var. Pazarları, ördekli gölün kenarında parkın ödünç veren kütüphanesinden aldıkları bir kitap ya da dergi ile huzur içerisinde güneşlenebiliyor ziyaretçiler.

1) Park Güell, Barselona | İSPANYA

Capcanlı renklere sahip mozaiklerle döşeli kertenkelemsi karmaşık yapısı ile öne çıkan o meşhur çeşme ve tatlış tatlış şatolarıyla ziyaretçilerini karşılayan Park Güell, Antoni Gaudi’nin eseri. Doğal şekillenmelerden ilham alan mimar Gaudi, organikmiş gibi duran renkli mozaikleri öne çıkan, ama akıcı bir dizayn ile kompoze etmiş. Yamaçlı bir tepenin zirvesinde konumlandırılmış Güell, Barselona’ya harika bir pozisyondan bakarak manzara açığını da kapatmış. Tek kelimeyle muhteşem.

Eğer yazımızı beğendiyseniz, daha fazlasını okumak için takipte kalın! Görüşmek üzere 🙂

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin