Gezi ve Hekim | Sırbistan

Sırpları ve Kültürlerini, Beyaz Şehir Belgrad'ı, Elit Novi Sad'ı ve Tüm Sırbistan'ı Ele Aldık.

0
1033

3 şey; Tesla, Tuna, Belgrad.

Yugoslavya’nın en büyük çocuğu Sırbistan’a hoşgeldiniz.

90’lı yıllara damgasını vuran Yugoslav Savaşları’ndan ayrılan 6 cumhuriyetten biri olan Sırbistan, Balkanlar bölgesinin gözde ülkelerinden. Güneydoğu Avrupa’da denize kıyısı olmayan bir konumda yer alıyor, ancak bir Balkan klasiği olan “nehir kenarına kurulmuş şehir” adabında oldukça başarılı bir ülke olarak bu eksiğini kapatmaya çalışmış.

Sırbistan’ın Harita Konumu

7 milyon nüfusa sahip Sırbistan, eski Yugoslavya’nın en kalabalık parçası. Nüfusun 1 milyonundan fazlası ise başkent Belgrad’da yaşıyor. Ülke ekonomik olarak süper bir pozisyonda sayılamasa da Yugoslavya’dan dağılan diğer ülkelerle benzer bir konumda, Balkan ülkeleri benzer bir ekonomik ilerleme sergiliyorlar. Gayri safi yurtiçi hasılaya göre 86. sırada yer alıyor (Türkiye 61. sırada). Gelirin büyük bir kısmı hizmet sektöründen edinilse de ihracat edilen ürünler sanayi ağırlıklı. Ülkenin en büyük ihracatı işlenmiş metaller üzerine, ilginç bir şekilde penisilin ve diğer antibiyotik türleri de ihracat gelirlerinde önemli bir yer kaplıyor Sırbistan için.

Sırbistan’ın toprakları bereketli. Yüzölçümünün %40’ı tarıma uygun topraklardan oluşuyor, haliyle ülkenin dikkat çeken özelliklerinden biri de tarımı, özellikle de üzüm. Zaten uzun yollarda ve hemen her yerdeki bahçelerde asmaları görüyorsunuz. Elde bu kadar üzüm olunca da Sırbistan dünyada şarap üretiminde ilk 20’de yer almayı başarmış. Meyvelerden bahsetmişken, Sırbistan ahududu üretiminde de dünyada 1. sırada geliyor.

Ülkenin iklimi ise Türkiye’ye hemen tamamiyle benzer, belki de tek istisna en turistik şehir olan Belgrad’daki nemin denize kıyısı olmasa bile Tuna ve Sava Nehirleri sebebiyle inanılmaz derecede fazla olması. Denize kıyısı olan bir şehirde yaşayan okuyucularımız Sırbistan’ı ziyaret ettiklerinde eminim bize hak vereceklerdir. Sırbistan’ın iklim ve coğrafi açıdan ilginç bir yanı ise Avrupa’nın en doğal afetlere müsait ülkelerinden biri olması. Kuraklık, seller, depremler ve fırtınalar oldukça yaygın görülebiliyor, en yakın zamandaki afet 2014’te yaşanan sel olmuş; 1.5 milyar euro’luk zarara sebep vermiş bu sel.

Sırplar, kendilerini 2 özellikleriyle öne çıkarmayı seviyorlar; maymun iştahlılık ve misafirperverlik. Gerçekten de, gittiğinizde misafirperver yanlarına şahit olacaksınız. Türkiye’de Sırplara karşı bir antipati beslenir ve onların insan ilişkilerinde soğuk olduğu söylenir. Biz tam aksiyle karşılaştık, hostelimizdeki personelden sokaktaki insana kadar oldukça yardımseverlerdi. Halkın uzun boylu, atletik bir yapısı var ve spor kesinlikle hayatlarının bir parçası. Gece yarılarına kadar Tuna kıyısındaki bisiklet ve koşu parkurları boşalmıyor. Sıkça karşınıza çıkan basketbol sahaları ise dolu. Sırp halkı eğlenmeyi de seviyor, nehir içeren bölgelerdeki floating club’lar popüler ve müzik pek susmuyor 😃

Sırbistan’ın Kadın Askerleri

Halkın kullandığı dil, Sırpça, diğer Balkan dilleriyle oldukça benzer. Bu sayede tüm Balkanlar birbiriyle sorunsuz anlaşabiliyor, farklı olabilen nokta kullandıkları alfabe. Sırpça’da kiril alfabesi kullanılıyor ve Sırbistan’da etrafınız Kiril ile yazılı tabelalarla dolu. Bu noktada İngilizce alternatifli tabela bulamadıysanız, hemen yakınınızdaki birine İngilizce sorun. Çok büyük ihtimalle o kişi İngilizce biliyor olacak ve sizi yönlendirecek. Ülkenin İngilizce’yle arası gayet iyi.

Ülkede inanışlar çeşitlilik gösteriyor, bu sebeple ülkenin resmi bir dini yok, ancak halkın %85’i Ortodoks mezhepli Hristiyan. Sırbistan’da gezeceğiniz hemen tüm kiliseler Ortodoks kiliseleri olacak, ve bir kısmı yüklü bir geçmişe sahip.

Nikola Tesla ise Sırbistan’ın gururu. Belgrad’daki havaalanı ve daha bir çok yerde ismiyle karşılaşacaksınız. Tabii ki Tesla Türk olsaydı, muhtemelen bizim de gururumuz olurdu, orası da ayrı 😀.

Belgrad’da Yer Alan Nikola Tesla Müzesi

Sırbistan’ın sağlık sektöründe ise tozpembe bir tabloyla karşılaşamıyoruz. Tüm halkın farkında olduğu bir rüşvet (hediye diye geçiyor) anlayışı, verimsizlikler ve doktor azlığı ana problemler. Doktor maaşları hayli düşük olduğu için doktorların hediye(!) talebinde bulunduklarını bizzat Sırp vatandaşlarından duymak bizi üzmüş olsa da hükümetin ve derneklerin buna bir son vermek için yaptığı çalışmalar mevcut son yıllarda. Sağlık hizmetleri Yugoslavya devrinden sonra “co-payment” denilen özel ve devlet sigortalarının birlikteliği sistemi ile yürütülmeye başlanmış. Son yıllarda tüm dünyaca benimsenen “Preventive Medicine (Önleyici Tıp)” anlayışı ise Sırbistan’da henüz oturmamış bir ilke.

Her ne kadar doktor azlığı ana bir problem olarak bahsedilse de aslında Sırbistan’da her 1000 kişiye düşen doktor sayısı 2.4 ile Türkiye’dekinden fazla (1.7) 😃. Sırasıyla erkek ve kadınlarda beklenen ömür 73/78 yıl. Ülkede toplam gelirin %10 kadarı sağlık harcamalarına ayrılıyor. Kadınların doğurganlık oranı ise 1.4 ile oldukça düşük, bu oranın 2.1’in altında olması ülke yaş ortalamasının yaşlılığa doğru kayması anlamına geliyor. Bebek ölümleri oranında 1000 bebekte 5.9 ile ABD’ye benzer istatistiklere sahip Sırbistan’ın sıralaması bu alanda oldukça iyi (Türkiye’de bu oran 18.2, maalesef oldukça yüksek).

“Bu Belgrad Ormanları da neyin nesiymiş” dediniz;

Sırbistan’a ne zaman gidilir?

Bildiğiniz gibi Avrupa’nın en prestijli festivali sayılan EXIT Festival, Temmuz‘un başlarında Novi Sad’da gerçekleşiyor. EXIT Festival dışında gezinizi zamanlamanızı gerektiren özel bir tarih olmadığı için, festival sonrası yüz binlerce insanın kalabalığının kalktığı Ağustos-Eylül ayları tam zamanı. Böylece Skadarlija’nın o titrek renklerini ve yaz akşamlarını da kaçırmamış olacaksınız.

Meşhur EXIT Festival

Sırbistan’a giderken vizeye ihtiyacım var mı?

2010 yılında imzalanan anlaşma sonucu karşılıklı olarak iki ülke birbiri vatandaşlarına 90 günlük süreçte 30 günü aşmayacak ziyaretlere vize uygulamıyor. Pasaportunuz ile seyahatinizi gerçekleştirebilirsiniz; ancak ülkeye ilk kez giriş yapacaksanız ya da pasaportunuzu ilk defa kullanıyorsanız Sırp polisi tarafından birtakım gıcık sorulara uçaktan indikten sonra maruz kalmanız mümkün. Bu süreçte kalacak yer ve dönüş bileti rezervasyonunuzun çıktısı size yardımcı olacaktır.

Sırbistan’da harcamalarım nasıl olacak?

Sırbistan, ekonomik olarak fazla stabil olmayan bir ülke olduğu için kullanılan para birimi, Sırp Dinarı pek değerli olmayan bir para. 1₺ yaklaşık 30 Dinar’a denk geliyor fakat ₺ yine de çok değerli sayılmaz; 10- 20 lira ile gezmek yerine 300- 500 dinar ile gezeceksiniz ve fiyatlar da buna orantılı olacak. Ülkede etin ucuzluğu gittiğinizde ilk gözünüze çarpan şeylerden olacak, hemen sonrasında ise suyun Türkiye’den çok daha pahalı olduğunu fark edeceksiniz 😃. Alkollü içecekler ise Türkiye’ye kıyasla inanılmaz ucuz. Bunların dışında Numbeo’ya göre %15 kadar genel bir ucuzluk var Sırbistan’da, Türkiye’ye kıyasla.

Sırbistan’a uçak biletim ne kadar tutacak?

Sırbistan’a uçuş bir çok firmanın 50$’a sabitlediği bir fiyattan gerçekleşiyor. Skyscanner araştırmamıza göre de durum böyle, 2018 Temmuz-Ağustos İstanbul -> Belgrad uçuşları 170₺ civarında tutuyor.

Sırbistan’a giderken ne gibi sağlık önlemleri almalıyım?

Rutin aşılarınızın dışında Hepatit A’ya karşı bağışıklığınızın kontrol edilmesini tavsiye ediyor CDC. Bunlar tamamsa, ekstra bir önlem almanıza gerek yok. Sırbistan, yazları çok güneş alıyor ve güneş kremi kullanmadan güneş altında kalmamaya da özen gösterirseniz sizden iyisi yok 😀.

Hadi başlayalım!

Gezinize Belgrad‘dan başlamanız gerek, istisnası yok. Girişi Nikola Tesla Havaalanı‘ndan yapacaksınız. Sırbistan’da kaçırmak istemeyeceğiniz bir çok detay Belgrad’da yer aldığı için, sizi Belgrad’ı detaylıca incelediğimiz;

Belgrad

yazılarımıza alalım, ve Belgrad sonrasından devam edelim. Belgrad’dan sonra büyük ihtimalle rotanız Novi Sad olacak. Novi Sad, Voyvodina Özerkliği’nin merkezi olma özelliğini taşıyan, kültür ve yaşam açısından da Belgrad’dan hemen sonra gelen bir şehir. Sırbistan’daki en verimli topraklara sahip olma özelliği de olan Novi Sad’ın belki de en büyük artısı EXIT Festival’e ev sahipliği yapıyor olması. Bunların dışında Novi Sad yıllardır Yugoslavya bölgesinin en zengin kenti, GSYİH oranı tüm Yugoslavya ortalamasının %201’i kadar yüksek, böyle olunca Sırbistan’ın ekonomi merkezi olması da şaşırtmıyor.

Novi Sad

 Petrovaradin Kalesi, Novi Sad’da ilk görmek isteyeceğiniz yer. EXIT Festival‘in de gerçekleştiği bu kale, şehrin en güzel konumunda, Tuna Nehri’nin kıyısında kurulu , bu yüzden stratejik olarak Tuna Nehri’ni korumak için kullanılmış ve “Tuna’nın Cebelitarık’ı” lakabını almış. 17. yy’a dayanan tarihi ile zamanında Türkler için de oldukça önemli bir yer olmuş. Kalede bulunan Saat Kulesi’nin akrep ve yelkovanı balıkçılar saati daha iyi görebilsin diye yer değiştirilmiş, bu özelliğiyle kalenin sembolü haline gelmiş. Kalede oturup Tuna Nehri’ni seyredebileceğiniz oldukça güzel ve ucuz kafe ve mekanlar var. Belgrad’dan Novi Sad’a giden trenin yolu üzerinde olduğu için de ulaşımı gayet kolay.

Petrovaradin Kalesi, Kuşbakışı
Petrovaradin Kalesi’nden Varadin Köprüsü ve Tuna manzarası

 

Yelkovanı Akrebinden Uzun Olan Saat Kulesi

Belgrad’daki Knez Mihailova Caddesi’nin bir benzeri, Dunavska Caddesi; Novi Sad’ın ana koridoru niteliğinde. 5 dakikalık bir yürüyüşle tamamlayabileceğiniz bir cadde burası. Türlü renklere bürünmüş minik binaları, yaz kış bitmeyen etkinlikleri, tatlış kafeleri, Tuna manzarası ile adeta Novi Sad’ın cicisi 😃

Dunavska Caddesi

 Svetozar Miletic Meydanı Novi Sad’ın ana meydanı ve Dunavska Caddesi ile de bağlantılı. Haliyle şehrin kalbi demek de abartılı olmaz. Buradaki yapılar Sırbistan’ın geri kalanına göre daha ihtişamlı bir mimariye sahip. Katedral ve diğer binalar hissiyatları ile sizi karmaşık duygular eşliğinde Orta Çağ’a götürecek. Meydanda yer alan heykel Voyvodina’daki Sırpların politik lideri ve Novi Sad’ın eski belediye başkanı olan Svetozar Miletić’e ait. Ayrıca meydanda yazları çok çeşitli etkinlikler düzenleniyor, akşam olunca tezgahlar açılıyor ve hareket hiç dinmiyor.

Svetozar Miletic Meydanı

 Fruška Gora Milli Parkı ise Novi Sad’ın olmazsa olmazlarındaki son eleman. Sırbistan’ın Mücevheri de deniyor buraya, doğası ve kartpostallara layık manzarasına sebep. Fruška Gora, bu parka ismini veren dağ, Frenk Dağı anlamına geliyor ismi. Park, Sırbistan’ın ilk modern milli parkı, 1960’da açılmış. Parkın %90’ından fazlası orman, binlerce çeşit bitki ve yüzlerce tür mantar burayı habite etmiş. Pek göze batmayan 16 manastır da parkın içerisinde, bunların yanında bir çok yürüyüş patikası da var. Park oldukça temiz ve huzurlu. Fotoğraflar konuşsun:

Uvac Nehri’ndeki Menderes Oluşumu
Kartpostallık manzarasıyla Fruška Gora

 

Parktaki Gora Kovilj Manastırı

Belgrad ve Novi Sad’ı bitirince gerisi size kalmış. Yazımızı tamamlamadan önce bu illerden biraz uzakta bir kaç noktadan da bahsedelim:

 Niš Kalesi, Sırbistan’ın 3. büyük ili olan Niš’te, Nišava Nehri’nin kıyısında yer alıyor. Yapımı Türk hakimiyetine dayanan kale, Balkanlarda en önemli ve en günümüze kadar iyi korunan anıtlardan biri. 1. Dünya Savaşı esnasında Bulgarlar kaleyi ele geçirmiş ve Sırp esirlerin yaşadığı bir hapishaneye dönüştürmüş, yani tarihte oldukça önemli bir yere sahipmiş. Ayrıca kale 1966 yılından beri de Niš Film Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar da içeride mevcut.

Neredeyse Yeniymiş Gibi Korunmuş Niš Kalesi’nin Girişi

 Sirogojno, Zlatibor Dağı’nda yer alan bir köy, aynı zamanda da bir açık hava müzesi. Otantik formlarıyla korunmuş tahta binalar, bir fırın, bir mandıra ve bir han ve bir çok kilisenin yer aldığı Sirogojno bir 19. yüzyıl yerleşkesiymiş. 1983’te kültürel miras olarak değerlendirilmiş ve Sırbistan tarafından koruma altına alınmış. Kır turizmine ilgiliyseniz görülmeyi hak eden şirin bir nostalji, tüm bu köy 😃.

Sirogojno Tahta Evleri

 Oplenac, Topola bölgesinde yer alan bir kilise, St. George Kilisesi olarak da biliniyor. Yugoslav ve Sırp kraliyet ailesinin üyelerinin mezarları bu kilisenin içinde, bahçesinde ve altındaki mahzende yer alıyor. Kilisenin iç dizaynı 6 milyon mozaik kullanılarak yapılmış. Çevresinde ise üzüm bağları yer alıyor.

Oplenac’ın İç Dizaynı Göz Alıcı
Mahzen

 

Eveet, bir Gezi ve Hekim’in daha sonuna geldik. Sırbistan belki dünyanın en güzel ülkesi olmayabilir, ancak Türkiye’ye yakın olması ve Türklerin yüzyıllarca hüküm sürdüğü topraklarda bulunması burayı bizim için ziyaret edilesi kılıyor. Ayrıca Sırbistan’a vize muafiyetinin sarsıntıda olması da son zamanlarda konuşulduğu için, yakın zamanda gidip görmekten zarar gelmez. Sırbistan gezinize Bosna Hersek, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk üzerinden devam da edebilirsiniz, yine vizeden muaf olarak. Sonraki yazılarımızda görüşmek üzere, iyi gezmeler!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin