Karadağ Gezi Rehberi | Patoloji

0
1503

Patoloji yazılarımız; gittiğimiz şehirlerde beğenmediğimiz, keşke yapmasaydık dediğimiz, şöyle yapsak daha iyi olurdu dediğimiz şeyleri içeren bir tür uyarı mahiyetindeki yazılardır. Bizi takip edenler elbette bunu biliyorlardır ama, uzundur bahsetmediğimi fark edip yeni okuyuculara da ipucu vermiş olayım istedim. 🙂

İşte yukarıdaki girizgahta da belirttiğim gibi bu yazımızda Karadağ’ın, daha doğrusu Karadağ gezimizin negatif yönlerini anlatacağım. Zaten tüm Balkanlar’da bizi en çok hayal kırıklığına uğratan yerler de, Karadağ’ın şehirleri oldu. Aslında kötü olduklarından da değil de, bizim beklentilerimizi çok yüksek tutmamızdan kaynaklı bir doyumsuzluktu bu.

KARADAĞ’DA ULAŞIM

Şehirler arası Yolculuk Bir Zulüm Olabilir mi?

Şehir içi ulaşımı konuşmaya gerek yok. Zira şehir içinde herhangi bir ulaşım aracına ihtiyaç yok. İlla kullanacaksanız da zaten fiyatı ucuz. Fakat şehirler arası yolculuk oldukça kötü. Eski, küçük dolmuşlarla yolculuk yapıyorsunuz. Rahat edemediğiniz gibi, tüm Balkanlar’ın meşhur yılan gibi kıvrılan yolları sebebiyle yolculuk iyice çalkantılı geçiyor. Hadi bunu tolere edebilirsiniz belki, peki ya Karadağ şehirler arası yolculuğu yerine, Karadağ’ın dışındaki herhangi bir şehre ulaşım?

İşte bu nefret sebebi. Benim hayatımdaki en kötü yolculuktu açık ara. Birincisi, Karadağ’da herhangi bir sistem bizden 30 yıl geri olabilir. Avrupa’da Türkiye’den 30-40 yıl geri olan bir ülke var mıdır? Bakın bunlardan biri Karadağ kesinlikle. İşte bu geri kalmışlık, otobüs sistemlerinde de var pek tabii. Otobüslerin doğru düzgün belli olmadığı bir sistemde, size bir bilet veriyorlar. Bu biletle eski, her tarafı dökülen meşhur 403’lere biniyorsunuz. Bu 403’ler de Türkiye’den ithal. Halen her yerlerinde Türkçe ibareler bulunuyor. Neyse, size verilen koltuğa geçmeye çalışıyorsunuz ama o da ne? Kaptığınız yere oturabiliyorsunuz. Hatta ayakta dahi gidebilirsiniz. Tabii o çalkantılı yolda ne kadar sağlıklı gidebilirseniz… Sırf bu sebepten bir daha Karadağ’ya gitmem diye düşünmedim değil. Sizi korkutmuş gibi olmayayım ama mümkünse uçak tercih edin.

KARADAĞ’DA YEME-İÇME

Yemek Konusunda Pek İyi Değiller

Gastro MD Karadağ yazısı↵nda da belirtmiştik, burada çok iyi cevapciciler, burekler, kebaplar yiyemiyorsunuz. Onun yerine iyi pizza yiyebiliyorsunuz ancak. Meşhur mekanları yok pek. Fakat deniz mahsülleri konusunda da iyi olduklarını söylemek gerekiyor. Bir de yemek fiyatlarının biraz pahalı olmasıyla beraber(diğer Balkan ülkelerine göre) yemekler konusunda pek mutlu olamıyorsunuz 🙁 Önerilerimiz için linke kesinlikle tıklayın 🙂

KARADAĞ’DA GEZİ SIRASINDA

Karadağ Biraz Pahalı Gelebilir

Daha önceden de birkaç kere söyledik, burası diğer Balkan ülkelerine göre pahalı. Aslında bu durum sadece Kotor, Budva gibi turistik şehirleri için geçerli. Yoksa herhangi bir Batı Avrupa ülkesine göre yine makul seviyelerde. Ben bir Balkan ülkesinde ortalama neler harcarım derseniz, bir öğrenci kafasıyla; güzel bir akşam yemeğine 10-15 lira, konaklamaya 40-60 lira, eğlenceye gecelik 50-70 lira, müzelere giriş+ulaşım gibi bazı masraflara da günlük toplam, 15-25 lira harcarsınız. İşte Karadağ’da bu fiyatları 2 ile çarpın. Yaklaşık değerleri bulursunuz. Burada müzeler, ulaşım gibi masraflar yok. Belki öyle bir kar sağlayabilirsiniz. Ayrıca konaklama için biz ucuz ama güzel yerler bulduk, hatta konakladık. Onu da okuyun↵ 🙂 Kısaca tüm bu şeyler, Karadağ’yı pahalı kılabilir ama abartılacak ölçülerde değil. İsterseniz yemeği yine pastanelerde halledip iyice ucuzlatabilirsiniz gezinizi.

İnsanlar Biraz Uyanık

Başta şunu söylemek lazım. Şehirler biraz ölü 🙂 Turist olmasa, Budva ve Kotor’da yerli halk göze gözükmez. Zira turistik olmayan, normal mahallelerde canlılığa dair bir belirti yok desek abartmış olmayız pek 🙂 Başkentleri Podgorica’ya değinmiyorum bile. Hayat enerjisi nasıl emilir? Şu yazımızda↵ Bu ölülük içinde insanlar da biraz uyanık. Zaten Karadağlılara, Balkanlar’ın zeki halkı deniyor demiştik. Mesela sizi işletmek için bazı uyanıklıklar yapabiliyorlar. Esnafı, taksicisi, restoran işletmecisi, otel sahipleri. Aman biz uyaralım ama kimi uyarıyoruz 🙂 Bize işler mi bee, sen kimsin ya? 😉

Eski Şehirler Hariç, Her İki Şehir de Biraz Bakımsız

Budva ve Kotor turistik şehirler. Buraya turist geliyor ve de döviz bırakıyor. Şehirlerin turistik yerleri güzel. Fakat işin özünde halk da devlet de fakir. Bu sebeple biraz bakımsız. Yeni şehir taraflarında ışıkların bile yanmaya mecali yok. Sonra Avrupa’nın o genel şehir düzeni, burada pek hissedilmiyor. Yine Podgorica’ya değinmiyorum bile. 🙁 Ekşi Sözlük’te biraz yorumlarını okudum da, Ankara’dan daha sevimsiz bir başkent var mıymış gibi espriler var 🙂 (Ben severim ama Ankara’yı 🙂 )

Podgorica

Kotor Sahilleri Taşlık, Denizi Yosunlu

Kotor yazımızda↵ belirtmiştik biz istiyorduk ki yurtdışı tatili ve deniz-kum-güneş tatili aynı zamana denk gelsin, biz de ikisinden de nasiplenelim. Fakat öyle olmadı 🙁 Kotor’un sahili çok kötü. Taşlık ve küçücük. Denizi yosunlu ve taşlı. Bunun yanında Karadeniz gibi çok soğuk. 37 derece havada buz kesiyorsunuz suya girince. 5 dakika yüzmeye çalışıp üzülerek dışarı çıktık. Fakat Budva daha güzel. Sahili kum. Denizi de öyle. Yüzme, güneşlenme heyecanınızı Budva’ya saklayın efenim 🙂

Kotor

Budva’da Çok Fazla Tepelik Var

Karadağ genelinde yüksek dağlar, bir sürü tepelikler bulunuyor. Bu durum en çok Budva’da gözleniyor. Tepeliklerin ne gibi bir sorunu olabilir diyebilirsiniz ama, konaklama yerinizin bir tepelikte olmaması inanın çok iyi olur. Çünkü Budva’da sahile yakın çevrelerdeki konaklayacak yerlerin fiyatları çok pahalı. Daha uzakta olan yerlerde maalesef hep tepeliklerde. Sıcağın alnında, 1.5km yokuş çıkmak çok sinir bozucu olabiliyor. Bu sebeple kalacağınız yerin yorumlarını, gitmeden önce bir okuyun derim. Yine Karadağ otelleri yazımızı da bir incelemelisiniz. Eğer halen kendinize uygun bir şey bulamazsanız, Airbnb’de de gayet güzel lokalizasyonlu yerler var.

Marketlerde Bir Takım Gariplikler

Balkan ülkelerinin genelinde muhtemelen enflasyon sebebiyle belli bir miktar paranın altında ürün yok. Mesela Sırbıstan’da bir markette yarım litrelik su 40 dinar, 1.5 litrelik su da 45 dinar. Zira 40 dinarın altına ürün yok gibi bir şey. Bir tür bizim 25 kuruşumuz gibi düşünün. Altına çok fazla ürün olmaz. Atıyorum yarım litrelik su 50 kuruşsa, 1.5 litrelik su da 80 kuruş olabilir Türkiye’de. İşte bu durum Karadağ’da biraz daha abartılı. Bir suyun fiyatı 1 euro. – anlamsız pahalılıkta cinemaximum ile yarışıyor 😉 -Siz 5 euro uzatıyorsunuz, kasiyer de almayın diye karşılık verebiliyor. Çünkü altındaki ücretleri karşılayacak madeni paralar pek tedavülde değil. Biz bu durumla 2 kere karşılaştık. Bu sebeple paranızı, pekara gibi bir yerde bozukluklara çevirin. Neyse ki onlarda bozukluk var 🙂

Böylece patoloji yazısını ve de tüm Karadağ rehber yazılarını bitirmiş oluyoruz. Umarım faydalı olmuşuzdur. Yeni yazılarımızda görüşmek üzere, hoşça kalın 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin