Mavi Yeşil Amasra | Anatomi

1
1084

Herkese Merhaba. Sizlere geçen sene bir hafta sonu kaçamağı olarak yapmış olduğumuz mini bir Amasra turundan bahsetmek istiyorum. Öncelikle fikrinin bile bizi heyecanlandırmaya yettiğini söylemeliyim. Çünkü klasiktir belki ama yeşille mavinin muhteşem birlikteliğinde kendimizi kaybetmeye, belki de bulmaya ihtiyacımız vardı. Derslerden sıkılmış olduğumuz bir zamanda fakültemizde bulmuş olduğumuz bir tur bizlere nefes gibi geldi. O halde gelin sizlere biz bu gezide neler yaptık onlardan bahsedeyim…

KISACA AMASRA 

Şehir

Amasra. Zamanında birçok kavim ve uygarlığa ev sahipliği yapan şehir, adını Kraliçe Amastris’ten almış. Burada yaşamış her topluluğun, şehrin çehresinde izler bıraktığını dikkatli ve meraklı gözler fark edecektir. Şehir; Bartın merkeze 17 kilometre uzaklıkta iki koylu bir yarımada şeklinde. Doğusunda ve batısında iki limanı mevcut: Büyük Liman ve Küçük Liman.

Amasra’ya Ulaşım

Şehre ulaşım konusuna gelince, ulaşım genelde karayolu ile sağlanıyor. Amasra’nın bir havaalanı mevcut değil. Eğer illa hava yolunu kullanmak istiyorsanız Zonguldak- Çaycuma havaalanında inip kara yoluyla da 1 saatte Amasra’ya ulaşabilirsiniz.

Amasra Pahalı’mı?

Amasra pahalı 🙂 Turistik bir yer olması sebebiyle birçok pansiyon ve otel seçeneği mevcut. Biz bir tur kapsamında katıldığımız için net bir fiyat söyleyebilmem mümkün değil ancak uygulama otellerinin daha temiz ve uygun fiyatlı olduğunu duyduk. Şehirde çokça sokak satıcıları göreceksiniz. Mısır, patates, şekerlemeler vs. oldukça fazla satılıyor. İnsanlar abur cuburlarını alıp deniz kenarına oturuveriyorlar. Fiyatlarının da ucuz olmadığını söylemeliyim.

Amasra İnsanı

Son olarak bir de dikkatimizi çeken şey sokak hayvanları oldu. Çok fazla sayıda gördük ve bu hayvanlar kesinlikle insanlardan kaçmıyorlardı. Bunu sorguladığımızda ise şu cevabı aldık: “İnsanı iyi olan yerin hayvanı sakin olur.” Hayvanları seven ve onlara iyi davranan bir toplum olması oldukça hoşumuza gitti.

AMASRA ANATOMİSİ

Kuş Kayası Anıtı

Yolculuğumuza gece 11’de Kayseri’den başladık. Sabahın ilk ışıklarıyla Kuş Kayası Yol Anıtı’ndaydık. Burası Amasra- Bartın karayolu üzerinde Amasra’ya 4 km uzaklıkta bizi bulutların üzerindeymişiz gibi hissettiren inanılmaz bir yerdi. Burası Roma İmparatoru Germanious Claudius tarafından yapılmış 2 kitabe, oturma sedirleri ve kaya nişlerini kapsamaktadır. Biz açıkçası bu kısmından ziyade manzaranın güzelliğiyle büyülendik ve kendimizi kaybettik :).  Zaten Fatih Sultan Mehmet’in çıktığı bir seferde Amasra’nın güzelliğinden büyülenip, hocasına dönüp: ”Lala lala, Çeşm-i cihan bu mu ola? ” dediği yer tam da burası olsa gerek.




Barış Akarsu Anıtı

Otelimizde biraz dinlendikten sonra rehberimizle yola koyulduk. Tüm şehri yürüyerek gezebiliyorsunuz, bu harika bir şey. İlk olarak Barış Akarsu Anıtı’nı ziyaret edip deniz manzarası eşliğinde yürüyerek şehri gezmeye başladık.

Amasra Feneri

Amasra iki adalı, iki koylu, beş tepeli bir yarımada. Gerek liman kenti olması gerek de balıkçılıkta adının çokça anılıyor olması bulunduğu coğrafyanın kendisine sunduğu nimetlerdir. Kara ve deniz o kadar sarmaş dolaş ki bu şehirde güzellikten etkilenmemek, hele de bir İç Anadolu şehrinden kalkıp da gittiyseniz pek mümkün değil. Bir rüyadaymışız gibi liman boyunca yürüyüp güler yüzlü balıkçılarla selamlaşıp eski, kıyıya vurmuş kayıklara şöyle bir göz atıp fenere vardık. Harika bir limanı olduğunu söylemeliyim. Amasra’ya geniş bir çerçeveden bakmak için en doğru konum burası galiba. Gün batımını izlemenin de tadılması gereken bir deneyim olduğunu duyduk ama imkanımız olmadı, sizlerin aklında bulunsun mutlaka. Genelde fotoğraf çekilmek için tercih ediliyor, onu da söylemekte fayda var 🙂




Amasra Kalesi

Fenerde geçirdiğimiz huzurlu vakitten sonra rotamızı kaleye çevirdik. Küçük liman boyunca geri yürüyüp sağımızda kalan merdivenlerden yukarıya tırmandık ve Amasra Kalesi’ndeydik. Burası aslında iki farklı kaleden oluşuyor: Zindan Kalesi ve Sormagir Kalesi. Kaleler Bizans dönemine ait olmakla birlikte Ceneviz ve Osmanlı zamanında da çeşitli dokunuşlar olmuş. Ayrıca iç kalede bir de şapel var, burası daha sonra kültür sanat evine dönüştürülmüş. Meraklısı için gezilebilir bir mekan. Ve tabii ki Amasra’nın o eşsiz manzarasının rivayet olmadığını bu açıdan da gayet iyi anlıyorsunuz.

Kemere Köprüsü

Kalenin içinden yürüyüp Kemere Köprüsü’ne vardık. Burada bizi sokak çalgıcıları karşıladı. Her zaman böyle mi olur bilemiyorum ama şayet böyle olmuyorsa da biz kendimizi şanslı atfettik.. Karşımızda Tavşanlı Adası, gökte Karadeniz’e has o dumanlı hava ve Karadeniz şarkıları… İşte biz o an her hücremizle mutluyduk.




Amasra Boztepe

Köprüden Boztepe’ye doğru yürümeye koyulduk ardımızda hoş bir seda bırakarak. Adım adım başka bir güzelliğe yürüdüğümüzü çok iyi biliyorduk ki öyle de oldu. Şehre basamak basamak yukarıdan bakıyor gibiydik. Gerçekten anlatılmaz yaşanır denir ya işte burası o kalıbın tam manasıyla vücut bulduğu bir yer, bu yüzden yaşamalısınız mutlaka. Allah bu topraklara o kadar cömert davranmış ki yeşili, denizi bir başka. Deniz bir annenin yavrusunu kucaklar gibi kucaklamış karayı, adalar bu manzaranın bir parçası olmaktan mutlu sanki. Her şey o kadar güzel ki hem bu huzuru en derinden yaşamak istiyorsunuz hem de hiçbir ayrıntıyı kaçırmamalıyım telaşesine düşüyorsunuz. Burada bir de adınının çokça geçtiği Ağlayan Ağaç var. Bu selvi ağacı havadan ve denizden toplayıp bünyesinde biriktirdiği nemi, ilkbahar ve sonbahar aylarında gövdesinden damla damla akıtıyormuş. ”–muş” diyorum çünkü bizim gittiğimiz zaman dilimi elverişli olmadığı için biz göremedik. Ayrıca fotoğrafçılık konusunda meraklı olanların da buradan yakalayacağı iyi pozlar olacağına eminim.




Tarihi Çekiciler Çarşısı

Manzaralara doyurduktan sonra gözlerimizi, bir de çarşısında neler varmış diye merak ettik. Burası uzunca bir çarşı ve genel olarak ahşap işçiliği olan ürünleri insanların beğenisine sunuyorlar. Buradaki ürünler ya tezgâhlarının arkasındaki küçük dükkanlarda yapılıyormuş ya da köylerden geliyormuş. Bizim sorduğumuz kadarıyla -ürününe göre de değişmekle birlikte- fazla pahalı değildi ürünler. Keyifli vakit geçirilip, alışveriş yapabileceğiniz güzel bir yer.





Katıldığımız turun bize ayırdığı vakit bu kadardı. Manzarayı yanımıza arkadaş ederek şehri baştan sona bir de biz yürüdük. Kumsala geçip burada günü noktaladık. Bir yanımız mutlu bir yanımız buruktu. Mutluyduk çünkü bir tablonun içindeymişcesine eşsiz bir doğanın ta içindeydik, buruktuk çünkü ayrılık vaktiydi…

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin