Orta Doğu’nun İncileri: Kesin Görülmesi Gereken 10 Yer

0
1056

Orta Doğu’nun insanı içine çeken bir otantizmi belki de tarih var olduğundan beri var. Yerleşik hayatın ilk başladığı, yazının ilk bulunduğu, günümüz medeniyetinin ilklerinin temelinin atıldığı bir bölgeden bahsediyoruz. Şimdilerde de Orta Doğu’yu milletlerin paylaşamadığını göz önünde bulundurursak, buraların bir hikmeti olduğu yadsınamaz.

Haliyle insanların bu kadar etkisi altında kalmış toprakların çok zengin tarihleri de var. Buradan geçen her medeniyet görmeye değer o kadar fazla şeyi miras bırakmış ki ciltlerce kitaplara sığmaz. Ama bazı odaklar var ki, yolunuzun düşmesini beklemek yanlış olur.

İşte Orta Doğu’nun özellikle görülmesi gereken o incileri:

10) Lut Gölü (The Dead Sea)

Ürdün, Filistin ve İsrail’e kıyısı olan bu büyük göl yeryüzünün en alçak ve üçüncü en tuzlu gölü. Akarsularla beslenmediği için yüksek tuz oranına sahip. Bu kadar tuzlu olduğu için de kıyısında son derece çarpıcı tuz kitleleri ve mineral oluşumları var; bu kayalar gölün yumuşak kumlu sahili ve tertemiz turkuaz suyu ile harika bir kontrast içinde.

Lut Gölü

Lut Gölü’nün berrak suları yüzmeye uygun, ve denizden yaklaşık 10 kat daha tuzlu olduğu için kaldırma gücü bir hayli yüksek, Lut Gölü




9) Kubbet-üs-Sahra (Dome of the Rock) | İSRAİL

Mescid-i Aksa ile fotoğraflarda sürekli karıştırılan Kubbet-üs-Sahra, İslam ve Yahudilik dinleri için çok büyük önem arz eden bir yapı. Kudüs’ün kalbinde, Haram El-Şerif bölgesinde yer alan Kubbet-üs-Sahra, “Muallak Taşı (Foundation Stone)” olarak bilinen kayanın üzerine inşa edilmiş. İslam’a göre Hz. Muhammed’in Miraç’ı gerçekleştirdiği sırada üzerinde bulunduğu kaya, Muallak Taşı. Yahudi inancına göreyse bu kaya Dünya’nın ilk yaratılan yeri ve Dünya bu kayadan genişleyerek şimdiki halini almış. Ayrıca yine Yahudiliğe göre ilk insan Âdem’in yaratılışında bu kayanın tozları kullanılmış, bunun dışında Tanrı’nın kutsal varlığının Dünya üzerinde en güçlü olduğu nokta olduğu inanışı da var. Tüm bu sebeplerle Yahudilerin ibadet ederken kıble olarak aldıkları nokta burası.

Kubbet-üs-Sahra

Kubbet-üs-Sahra’nın içine tepeden bakıyoruz. Kırmızı daire ile gösterilen Muallak Taşı. Yeşil daire içinde gösterilen delik ise Yahudi inancına göre cennet ile dünya arasındaki bağlantı, Kubbet-üs-Sahra




8) Erbil Kalesi (Citadel of Erbil) | IRAK

Erbil kalesi, şehrin geri kalanından 30 metre daha yüksekte bir tepe üzerinde Erbil şehrinin tam ortasında yer alıyor. Burası dünyanın sürekli ikamet edilmiş en eski yerleşim yeri, tarihi M.Ö. 5000’li yıllara dayanıyor. Kalenin dış yüzeyindeki evler birlikte bir kale duvarı oluşturuyorlar, içeride ise dar sokaklar, kemerler ve karmaşık tuğla yapılar var. Kale, 2014’te UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edildi.

Kalenin kuş bakışı görünümü, Erbil Kalesi

Kale’nin dış yüzünü oluşturan evler, Erbil Kalesi




7) Medain Salih (Hegra) | SUUDİ ARABİSTAN

Milattan sonra 1. yüzyılda Arabistan topraklarında hakimiyet sürdüren Nebatî Krallığı’nın zamanında başkent Petra’dan sonra en kalabalık ikinci şehri olan Hegra’da Semûd kabilesi yaşamış. İslam’a göre Semûd kabilesi Allah’ın imtihan için yolladığı bir dişi deveyi öldürdükleri için depremler ve yıldırımlar ile helak edilmişler. Bu olay sonrasında Hegra bölgesi lanetli topraklar olarak kabul edilmiş ve Hegra’da yer alan 131 taştan oyularak yapılmış, dış cehpeleri özenle süslenmiş mezar günümüze kadar mükemmel bir biçimde korunarak ulaşabilmiş.

Bu mezarların hatrına UNESCO 2008’de bölgeyi Dünya Mirasları Listesi’ne dahil etti.

Medain Salih

Medain Salih




6) Jeita Mağarası | LÜBNAN

Jeita Mağarası, Beyrut’ta yer alıyor. Aslında birbirinden ayrı iki karstik kireç taşı mağara sistemi şeklinde fakat bu mağaraların birbiri ile içeriden bağlantısı var. Üst mağaraya yürüyerek ulaşım mümkün, alt mağara içinse mağara içinde yer alan yer altı nehrini bir kayık ile geçmeniz gerekiyor. Mağaralar toplamda 9km uzunluğunda fakat üst mağaranın sadece 750m’si, alt mağaranın ise 500m’si turistik gezilere açık. Üst mağarada dünyanın en büyük sarkıtı yer alıyor. Jeita, “Dünyanın yeni 7 harikası” global anketinde son 14’e kalmıştı.

Jeita Mağarası

Jeita Mağarası




5) El-Uksur (Luxor) | MISIR

Antik Mısır şehri Thebes’in harabeleri üzerine kurulduğu için dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak biliniyor, El-Uksur. Müthiş güzellikteki yıkıntılarla, camilerle, tapınaklarla dolup taşan El-Uksur şüphesiz Orta Doğu’nun en sıra dışı şehirlerinden. Karnak Tapınağı’nın ikonik kumtaşından kolonları ve mükemmel muhafaza edilmiş frizlerini görmek, Krallar Vadisi’ndeki aralarında Tutankhamun’in çarpıcı mezarının da olduğu 50 anıt mezarı ziyaret etmek insanı Mısır’ın zengin kültürel tarihi içine hapsediyor.

Luxor Tapınağı girişi, El-Uksur
El-Uksur

Krallar Vadisi, El-Uksur




4) Musandam Fiyordu | UMMAN

Normalde Norveç’te görmeyi beklediğimiz fiyortlardan Birleşik Arap Emirlikleri’ni Umman’dan ayıran Hürmüz Boğazı’nda da var, hem de gerçek bir doğa harikası. Sarp, kayalık dağlar dik falezleri ile suyla birleşiyor ve minik sahil kasabaları aralara dağılmış vaziyette. Dağ manzarası zaten yetmiyormuş gibi vahşi doğa ile iç içe olan suda yunuslara eşlik etmek, scuba diving yapmak gayet mümkün.

Musandam Fiyordu

Musandam Fiyordu




3) Petra | ÜRDÜN

Gül Kızılı Şehri. Oyulmuş olduğu kayaların renginden dolayı bu isimle de anılan Petra, 1. yüzyılda Nebatîler’e başkentlik yapmış, sonrasında Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş. 400 yıllarından sonra depremler ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaman içinde unutulmuş. El-Hazne adındaki yapının altında gizli gömülü bir bölüm var ve bu bölümde kral mezarları yer alıyor, şehrin inşa amacının bu mezarlar olduğu düşünülüyor. Şehrin büyük bölümü günümüze kadar dayanamamış olsa da şimdilerde elimizde kalanlar bile insanı büyülemeye yeterli.

Petra

Petra




2) Nakş-ı Cihan Meydanı | İRAN

Anlamı “dünyanın yansıması”. 1500’lü yılların sonunda inşa edilen bu meydan UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne dahil. Meydanın dört bir yanındaki yapılar Safevîler döneminden: Şah Camii, Şeyh Lütfullah Camii, Âli Kapı, İsfahan’ın büyük pazarı. Hakkında söyleyecek pek söz yok, fotoğraflar konuşsun:

Solda Şeyh Lütfullah Camii, karşıda Şah Camii, sağda Âli Kapı, Nakş-ı Cihan Meydanı

Nakş-ı Cihan Meydanı




1) Socotra Adası | YEMEN

Bu dünyanın dışında bir yer demek, Socotra için hiç de abartı olmaz. Adanın izole olmuş doğası sebebiyle burada yetişen bitkilerin 2/3’ü adaya özel. Bu bitkilerin en ikonik olanı, Dracaena cinnabari ağacı. Öz suyu kırmızı renkte olduğu için “Ejderha Kanı Ağacı” olarak da biliniyor. Diğer bir tuhaf bitki ise Dorstenia gigas, halk arasında “Etli İncir” olarak geçiyor. Bu ağaçların yanında egzotik mercan resifleri, el değmemiş sahilleri ve kristal kadar berrak suları burayı bir tropikal cennet yapıyor.

Ejderha kanı ağaçları, Socotra Adası
Etli incir ve Socotra’nın turkuaz suları, Socotra Adası

Sizin de fikirlerinizi, planlarınızı duymak isteriz, yorum yapmayı unutmayın. Yazımızı beğendiyseniz Facebook ve İnstagram sayfalarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz. Görüşmek üzere.



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin