Adana Gezi Rehberi | Anatomi

2
637

Görkemli sofralar, lezzetli yemekler. Böyle söyleyince bizim de gözümüzde Güneydoğu Anadolu’nun güzel şehirleri beliriyor. Nefis kebaplar, baklavalar, lahmacunlar, içli köfteler. Doğrusu geçen sene Antep’e gezmeye gittiğimizde Türkiye’nin gastro başkentinin Gaziantep olduğunu düşünmüştük. Antep’le yarışabilecek kim vardı ki? Adana mı? Baklavası yoktu bir kere. Hatay mı? Her şey vardı ama yeteri meşhurlukta değildi. Hakeza Şanlıurfa desek o da Hatay gibiydi. Fakat tüm düşüncelerimiz Adana’ya gitmekle tam tersine döndü. İşbu yazı Adana’ya, Adana yemeklerine, Adana insanına, Adana atmosferine bol kepçe övgü içermektedir.

Adana Köprü Başı

Bundan 3 yıl önce Adana’ya ilk gittiğimde şehrin Yüreğir ilçesinde bulunmuştum sadece. İlçe o kadar büyüktü ki, Adana bu kadardır zaten deyip tüm Adana’yı öyle bir yer zannetmiştim. Bu satırları okuyan Adanalılar muhtemelen gülmeye başlamışlardır zira Yüreğir öyle bir yer ki internette, meşhur Kiremithane Mahallesi gençlerinin Adana’ya gelenlere ne önerirsiniz sorusuna; ”Adana’ya geldiklerinde yürürken dikkatli olsunlar, bedenlerinden ayrılabilirler.” gibi benzer röportajlarına sıkça denk gelebilirsiniz. Fakat bu sefer ki gezimizde şehrin aslında sadece Yüreğir’den oluşmadığını, çok büyük ve şaşırtıcı derecede güzel olduğunu farkettik. Roma Döneminden kalma meşhur Taşköprü, Osmalı’dan ve Osmanlı öncesi beyliklerinden birçok eser ve bu kültürel zenginliğin yanında modern mimarinin de şehrin önemli silüetlerinden biri haline geldiğini gördük. Bunun yanında şehircilik anlayışı, parklar, kültürel etkinlikler de bizi ziyadesiyle şaşırttı.

Ramazanoğlu Medresesi Yakınlarındaki Tarihi bir Bina

Adana İnsanları Nasıl?

Adana insanı gerçekten çok cana yakın. Aslında bu kadar basit ifade etmekten de öte, her duygusunu açık açık, dolu dolu ve göstere göstere yaşıyorlar dersek daha açıklayıcı olur. Kızdılar mı? Küfür ederler, hem de sin kaflı. Ardına hemen sizi çok sevebilirler ve de can ciğer kuzu sarması olmanız işten bile değil. Kadınları anaç, erkekleri babacan. Şehirde kime danıştıysak herkes çok yardımsever.

Adana Pahalı mı?

Balkanlardaki herhangi bir şehri gezmekten daha pahalı ama Batı Avrupa ülkelerini gezmekten daha ucuz. Bir kere her öğüne kafadan 20 lira yazın. Bir de iki yemek arası ağzınızın boş durması imkansız. Şalgamcısı, her köşe başındaki tatlıcısı, meyve suyu satanları. Konaklama için merkezi bir yerde oldukça güzel bir otelde kişi başı 50 liraya, sezonunda 70-80 liraya oda bulabilirsiniz. Müzeler ücretsiz. Sadece Arkeoloji Müzesi ücretli. Ulaşım aracı ilk etapta çok gerekli değil. Ama illa kullanacaksanız otobüs biletinin tam ücreti 2.30 lira.

Adana İklimi Nasıl?

Güneşe kurşun sıkanların memleketi. 🙂 Öyle ki sıcaklık ortalaması en yüksek 2. şehir. Adana’yı gezmek için en uygun dönem Nisan-Mayıs ve de Ekim-Kasım ayları. Yazın giderseniz güneş kremini götürmeyi unutmayın! 🙂

Adana’da Ulaşım?

Adana’ya Ulaşım:

-Adana’ya Türkiye’nin hemen her yerinden otobüs bileti var. İstanbul’dan 80-100 lira arası tek yön bilet alabiliyorsunuz.
-Otobüs biletlerine o kadar para vermektense uçak biletleri İstanbul Sabiha Gökçen gidiş-dönüş 150 lira civarlarına bulunabiliyor. Hatta kampanya zamanlarında daha ucuza da rahatça bulunabilir.
-Adana’ya ulaşım da en güzel seçeneklerden birisi kesinlikle tren. Kayseri’den kalkan Erciyes Ekspresi o kadar güzel yerlerden geçiyor ki, bu yerlerden birisi de meşhur Varda Köprüsü. Öğrenci 15, tam 19 lira.

Varda Köprüsü




Adana Şehir içi Ulaşım:

-Adana’da şehir içi ulaşıma pek ihtiyaç duyulmuyor. Hem kültür gezisi hem de gastro gezisi rotaları birbirleriyle örtüşüyor ve hepsi de çarşı tarafında. Fakat şehrin diğer köşesinde bulunan baraj, Turgut Özal Caddesi ve Çobandere taraflarına gitmek isterseinz otobüse binmeniz gerekiyor. Tam bilet fiyatı 2.30 lira. Baraj tarafından akşam dönüş otobüsleri 22.00’da bitiyormuş. Bu sebeple taksi tercih etmek daha mantıklı.

ADANA ANATOMİSİ

1. GÜN

Doğu Ekspresi’ne bir Alternatif, Erciyes Ekspresi

Ekspresin adından da anlaşılacağı üzere Erciyes Ekspresi, Kayseri’den ilk durak olarak sabah 6.15’te kalkıyor. 5 saat gibi bir sürede Adana’ya varan trende yataklı vagonlar ya da restoran bulunmuyor. Fakat geçtiği yerlerden öyle güzel manzaralara şahitlik ediyorsunuz ki; Torosların sarplığı ve üzerinde erimeyen karları, eteklerde ise alabildiğine yeşillik alanlar ve dereler. Devamlı geçtiğiniz tüneller, köprüler ve vadiler de yolculuğa ayrı bir tat katıyor. İşte bizde yolculuğumuzda bu ulaşım seçeneğini tercih ettik. Yolun ilk saatleri Anadolu bozkırının sarısı ve kahverengisi. Canı sıkılan Yaşar Kemal’den İnce Mehmed’i veya Orhan Kemal’den Eskici’nin Oğulları kitaplarını okuyarak Adana hakkında fikir edinebilirler. Hatta öyle ki iki kitapta da geçen verimli Adana topraklarına yol boyunca şahit olunca insan heyecanından yerinde duramıyor.

Adana Yolundan Fotoğraf




Biraz kitap, biraz müzik ve bolca manzara derken yolculuk bitti ve Adana Gar’ına 11.20 civarlarında varmış olduk. Adana Gar’ı Adana’nın en meşhur iki caddesinden biri olan Ziya Paşa Bulvarı’nın sonunda. Bulvarın diğer ucu ise meydana varıyor. Gar, meydana 15-20 dakika uzaklıkta. Hal böyle olunca bizde öncelikle bu bulvardan yürüyüp meydana indik. Zira kalacak yeri internetten ayarlamamıştık. Meydanda Büyük Saat Kulesi’ne 5 dk uzaklıktaki Kristal Otel’de kişi başı 50 liraya iki oda kiraladık. Bundan sonraki anlatacaklarım, garın ve otelin konumunu aşağıdaki haritadan inceleyebilirsiniz.

İşte başlangıç noktamız. Alttaki linke tıklamayı unutmayın 🙂

https://goo.gl/maps/THMfzMwtPZ52

İlk Lezzet Durağı Abidin Usta

Kristal Otel’e yerleşmemizin ardından hem resepsiyonda duran Adanalı çalışanın önerileriyle hem de internette yaptığımız bazı araştırmalarla (Tadı Damağımda programının Adana bölümleri, Youtube ve Instagram’daki Adana Gurmesi hesapları, TripAdvisor Adana önerileri) genel bir gastro rotası oluşturduk. Otele 100 metre uzaklıktaki Abidin Usta ilk durağımız oldu. Yemekler hakkındaki ayrıntılı yazımızı Gastro MD | Adana yazısında ilerleyen günlerde paylaşacağız ama, burada Abidin Usta’nın gerçekten doğru bir tercih olabileceğini belirtmek isterim. Şehirdeki çok ünlü mekanlar ekseriyetle birçok Adanalı tarafından önerilmiyor. Fakat Abidin Usta hakkında birçok iyi yorum aldık.

Abidin Usta




Adana kebabımızı yediğimiz gibi şehir turuna ya da bir diğer ifadeyle kültür turuna başlamış olduk. Yazdığımız noktaları yukarıdan da kontrol edip ne neredeymiş şehri kafanıza daha iyi oturtabilirsiniz.

Adana’nın Eski Şehir Kısmı

Yağ Cami

Eski şehrin(Avrupa’da old town denilen şey. Türkçe de eğreti durdu gibi ne dersiniz? 🙂 ) başlangıcı diyebileceğimiz Yağ Cami, St. Jacgues Kilisesi’nin kalıntıları üzerine 1501 yılında inşa edilmiş. Caminin sade bir tasarımı var. Fakat mimari tutkunlarının sadece bu cami için değil, genel olarak Adana’da dikkat etmesini istediğim bir şey var. O da yapılarda kullanılan taşlar. Anadolu’dan İstanbul’a genelde gri-siyah tonlarda taşlar görürken, Adana genelinde sarı ve beyaz tonlarının hakim olduğunu göreceksiniz. Hatta biraz daha Orta Doğu, Şam ve hatta Mısır’daki tarihi yapıları andıran işlemeler ve detaylar oldukça dikkat çekici.

Yağ Cami

Tarihi Kazancılar Çarşısı

Yağ Cami’den Büyük Saat’e doğru yürüyünce arada Tarihi Kazancılar Çarşısı’ndan geçiyorsunuz. Sabahları bu çarşının Büyük Saat’le birleştiği yere seyyar ciğerciler açılıyor. Tüm Adanalılar tek bir şey diyor. Hepsi birbirinden lezzetli, istediğin seyyardan yiyebilirsin. Çarşının geneline gelirsek de burada hediyelik eşya veya parkta otururken yemek için bazı yemiş türlerinden alabilirsiniz.

Tarihi Kazancılar Çarşısı




Büyük Saat Kulesi

Osmanlı’nın inşa ettirmiş olduğu en büyük saat kulesi olan Büyük Saat Kulesi, tam tamına 32 metre yüksekliğinde. 1882 yılında tamamlanmış olan kule, küçük taş tuğlalardan inşa edilmiş.

Büyük Saat Kulesi

Ramazanoğlu Medresesi

Büyük Saat Kulesi’nden biraz yürüyünce ileride sol tarafta Ramazanoğlu Medresesi ve Külliyesi var. Külliyeyi dışarıdan görmekle yetindik fakat medreseye bir uğradık. İçeride kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarımızve zanaatlarımızla alakalı güzel atölyeler var. Ayrıca medresenin içi bir bahçe aslında. Burada biraz dinlenmek için oturup çay içebilirsiniz.

Ramazanoğlu Medresesi

Taşköprü

M.S. 384 yılında Auxentus tarafından bir Roma eseri olarak yapılan köprü, halen dünya üzerindeki şehir içi trafiğe açık en eski köprü olarak biliniyor. Köprü oldukça büyük. Tertemiz Seyhan Nehri üzerinden heybetli ama alçakgönüllü bir yükselişi var desek, fazla abartmış sayılmayız. 🙂 Tertemiz nehir demişken belediyeyi de tebrik etmek gerekir. Nehir kıyısında suyun dibi gözüküyordu. Gerçekten oldukça temiz bir nehir. Köprüye dönmek gerekirse, köprüden karşıya geçince Hilton Oteli ve Optimum AVM’ye geçiliyor. AVM’yi elbette gezmeyin 🙂 ama Adanalıların sık kullandığı bir buluşma noktası olarak bilin.

Taşköprü




Adana Atatürk Müzesi ve Sinema Müzesi

Taşköprü’nün bulunduğu caddenin karşı tarafındaki bu iki farklı müzeye, Adana’ya gelmişken girin. Girişler ücretsiz. Atatürk Müzesi, Atatürk’ün Adana’ya 1937 yılındaki ziyaretinde kaldığı ev. Burada o dönemden kalma eşyalar, bazı geleneksel şeyler sergileniyor. Hemen yanındaki Adana Sinema Müzesi ise oldukça güzel bir müze. 2 katlı olan müzenin her katında sinemaya dair bir şey var. Bununla birlikte Adanalı ünlü sinemacılar, yazarlar, ressamlar için de farklı köşeler var. Ve hatta bazılarının bal mumu heykeli var. Adana’da müze olarak gezilmesi gereken yerlerden biri.

 

Adana Atatürk Müzesi
Adana Sinema Müzesi

Sabancı Merkez Cami

Balkanlar ve Ortadoğu’daki en büyük cami olma özelliğine sahip olan cami, 8 fil ayağı üzerine oturtulmuş 32 metre çapındaki bir kubbeye sahip. Bu yönüyle Selimiye Cami’sinden daha büyük bir kubbeye sahip. Camide ayrıca 6 minare var. Cami şehrin en önemli silüetlerinden birisi haline gelmiş. Fakat bu kadar büyük ve önemli bir cami yaparken keşke biraz daha sanatsal kaygı güdülseymiş diye düşünmeden edemedim. İstanbul’daki Osmanlı camilerini ve bu camiyi karşılaştırırsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Sabancı Merkez Cami

Adana Merkez Parkı

Sabancı Merkez Cami’nin arka tarafı, Türkiye’nin en büyük parklarından biri olan Adana Merkez Parkı’na açılıyor. 330bin metrekarelik alana kurulu park, Türkiye şartlarında gerçek anlamda güzel bir peyzaj çalışmasına sahip. Tüm şehirlinin ve turistlerin uğrak mekanı olan bu yerden Yüreğir tarafına asma köprülerle geçilebiliyor. Bu park boyunca güneş batarken nehir kıyısında şöyle bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Merkez Park ve Sabancı Merkez Cami




2. Lezzet Durağı, Kaburgacı Yaşar

Siz 2. lezzet durağı yazdığımıza bakmayın. Biz arada birçok taş kadayıf, şalgam, şam tatlısı şundan bundan götürdük. Zira Adana’dayken ağzınız boş kalmıyor. Fakat Adana sıcağının mayıştırmasıyla cidden biraz bezip kendimizi yorgun hissettik. O zaman da Kaburgacı Yaşar’a gidelim dedik. Parktan asma köprülerle Yüreğir ilçesine geçtikten sonra 5dk içeride olan bu yer, Adana’da kebap veya şırdandan başka bir şeyle meşhur olmuş nadir mekanlardanmış. Yine buranın ayrıntılarını Gastro MD yazımızda yazarız. Fakat burada da meşhurluğuna oranla fiyatının pahalı olmadığını ve de muhtemelen bir daha böyle bir et tipi denenmeyeceği için, buraya bir kez de olsa gelinmesi gerektiğini yazmış olalım.

Kaburgacı Yaşar

Tatlı Niyetine Muzlu Süt

Yemeğimizi yedikten sonra geldiğimiz yere dönüp Adana’da çok övülen Kazım Büfe’ye gittik. Ballı, muzlu sütü çok meşhur olan büfe, 1938 yılında açılmış. Aslında bu şaşırtıcı açılış yılı sadece bu büfe için değil, Adana’da birçok yer için geçerli. Muhtemelen Atatürk’ün 1937 yılındaki ziyareti, burada birçok yerin canlanmasını sağlamış. Büfeye dönersek, mekan oldukça kalabalık. Fakat herkes içeciğini ayakta ya da kokteyl masalarında içiyor. Adana’nın bir tür sosyalleşme noktası. Burada muzlu sütten başka doğal meyve sularını ve de yanında ”yengen” isimli tostunu deneyebilirsiniz.

Kazım Büfe




Adana’da Gecenin Baş Tacı, Şırdan

Kazım Büfe’de muzlu sütümüzü içtikten sonra Adana caddelerinde biraz yürüyüp insanları seyrettik, sonrasında da otelimize dönüp biraz dinlendik. Siz de dinlenmelisiniz ki Adana’nın gecesi de yemekle geçecek. Midelere biraz izin verdikten sonra saat 21.30 gibi tekrar dışarı çıktık ve meydana yakın olan Şırdancı Bedo’ya gittik. Adana niçin gastro başkentimiz olabilir? Benim için sadece şu Şırdan bile yeter 🙂 Şırdanı, kırkkatı gece yemesi makbulmüş. Zira bu yemekler alkolü, rakıyı devirdikten sonra yağlı tadı nedeniyle sarhoş olanların ayılması içinmiş. Biz sarhoş olmadık ama bol kimyonlu şırdanla aşk yaşadık desek yeridir. Burada ağzınızı sulandırmıyorum, Gastro yazısında görüşürüz. 🙂

Şırdan

Gece Takılmak için Ziya Paşa Bulvarı veya Turgut Özal Caddesi

Adana akşam 9 sonrası ciddi oranda sakinleşti. Şehrin tüm o adrenalini, dolu dolu duyguları bir anda sessizliğe büründü. Bunun sebeplerinden birisi insanların gece takılmak için belli başlı noktalara yönelmesi. Ziya Paşa Bulvarı ve Turgut Özal Caddesi kafelerin, barların, restoranların, lüks markaların olduğu yerler. Bu sebeple akşam ve gece saatleri buralar oldukça kalabalıklaşıyor. O yüzden akşam saatleri buralarda sevdiğiniz bir mekanda takılabilirsiniz. Peki Adana akşamı başka ne yapılabilir? Adana Merkez Parkı’na gidebilirsiniz, Kazım Büfe’ye akşam uğrayabilirsiniz veya baraj tarafına gidebilirsiniz. Fakat baraj ve Çobandere taraflarına kesinlikle gündüz gitmelisiniz. Zira buraların çok güzel manzarası var ve gece muhtemelen hiçbir şeyi göremeyeceksiniz.

2. GÜN

Sabah Kahvaltısını Seyyar Ciğercilerden Yapmak Gerek

Adana’nın sabah kahvaltısı kültürü ciğerdir. Eti seven bir milletin sabah kahvaltısının gevrek ve süt olmasını bekleyemezdik. Biz de kültüre uyduk ve Büyük Saat Kulesi’nin hemen önüne kurulan seyyar ciğercilerin olduğu yere doğru gittik. Zaten daha oraya varmadan kokular her tarafınızı sarıyor. Uzunca bir sokakta onlarca ciğerci sabahtan tezgahını açmış ciğer yapıyor ve hepsinin başı çok kalabalık. Hepsi işini o kadar iyi yapıyor ki boş masa gördünüz mü oturmanız yeter. Masa derken elbette buralar restoran değil. Masalar ve sandalyeler de seyyar. Siparişinizi vermenizle masanız donatılıyor ve muhteşem ciğer şişlerin tadına varıyorsunuz. Ciğer sevmeyenler de isterse et şiş alabiliyor buralardan. Fakat bir hekim olarak önerelim, anemi de yani kansızlıkta bizim en çok önerdiğimiz besin türü ciğerdir. Ciğeri sevin, ciğeri yiyin 🙂

Ciğer




Kuruköprü Anıt Müzesi ve Adana Geleneksel Evi

Ciğerleri yedikten sonra yönümüzü Adana Geleneksel Evi’ne verdik. Burası da haritadan görebileceğiniz gibi meydan taraflarında. Geleneksel evde bi takım canlandırmalar yapılmış. Hemen yanındaki Kuruköprü Anıt Müzesi ziyarete açık ama içinde bizim gittiğimiz zamanlarda herhangi bir şey yoktu. Fakat farklı zamanlarda farklı sergiler burada yapılıyormuş, gitmeden önce araştırabilirsiniz.

Geleneksel Ev

Adana Arkeoloji Müzesi

Bundan birkaç sene önce açık olan Adana Etnografya Müzesi kapanmış ve daha büyük bir yer olarak Adana Arkeoloji Müzesi olarak açılmış. Acıbadem Hastenesi’nin hemen önünde bulunan müze, kültürel tur adına kesinlikle görülmesi gereken bir yer olarak ifade edilebilir. Girişler Müze Kart’la ücretsiz. Diğer türlü 5 lira gibi cüzzi bir giriş ücreti var. İçeride Neolitik ve Paleolitik çağlardan Antik Çağ’a, oradan Ortaçağ dönemine ve de Roma, Selçuklu, Osmanlı Devleti’ne kadar çevreden çıkarılmış birçok tarihi eşyanın sergisi bulunuyor. Şaşırtıcı birçok eşyanın yanında mezarlar, heykeller, silahlar, kıyafetler görüyorsunuz. Müzeyi gezmek yaklaşık 1 saat sürüyor. Adana’ya uğramışken burayı listenize eklemenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Adana Arkeoloji Müzesi
Adana Arkeoloji Müzesi




Eski Baraj ve Çobandere

Arkeoloji Müzesi’nden çıktıktan sonra Adana’daki arkadaşımızla beraber baraj tarafına seyahat ettik. Eski barajı geçtikten sonra yollar giderek dikleşiyor ve Çobandere denilen yere geliyorsunuz. Çobandere’ye gelene kadar kıyı boyunca birçok kafe, restoran ve park var. Çobandere ise şahane manzaraya sahip bir lokalizasyon. Buradaki parktan Seyhan Nehri’ni nehrin karşı tarafındaki adacıkları ve daha da ötede gözüken karlı Torosları görebilirsiniz. Nehrin karşı tarafındaki adacıklara da ayrıca geçiş var. Daha geniş zamanda gelenler karşı tarafa geçip orada güzel vakit geçirebilirlermiş. Çobandere için şunu söyleyebiliriz ki, Adana’yı daha iyi algılamak istiyorsanız ve de Adana’nın şaşırtıcı güzelliğini görmek istiyorsanız buralara kesinlikle gelin.

Çobandere

Zeki Usta Kenan Evren Şubesi

Çobandere Turgut Özal Caddesi ve Kenan Evren Bulvarı’na oldukça yakın. Buradan çıktıktan sonra Turgut Özal Caddesi’nde şöyle bir kafamızı kaldırdık fakat asıl gittiğimiz yer Zeki Usta’ydı. Buranın kebabı Adana’da yediğimiz en güzel kebap oldu. İkramları, ciğ köfteleri ve kebapları gerçekten harika. Eğer şehrin bu taraflarına gelirseniz uğramanız için gerçekten güzel bir seçenek. Ayrıca Zeki Usta’nın hemen yanındaki Hacı’nın Yeri isimli şalgamcıdan gitmeden önce şalgam almanızı öneririz.

Zeki Usta

Son kebabımızı da yedikten sonra Kayseri yolu bize gözüktü. İlginçtir Adana Garı girişinde X-ray cihazından geçiyorsunuz. Buradaki küçük zaman kaybını unutmayın. Zira Erciyes Ekspresi’nin dönüşündeki ilk durağı Adana. Bu sebeple tam vaktinde kalkan trene yetişmekte sıkıntı yaşamayın.



Adana için Son Sözler

Yazının başında da belirttiğimiz gibi biz Adana’yı, insanlarını ve elbette yemeklerini çok sevdik. Buraya gastro başkenti dedik ama bu yazıyı yazarken bazı arkadaşlarım, ”ya yine de Antep daha farklı abi” gibi yorumlarda bulundular. Öyle ki bugün kalkıp Hatay’a gitsek muhtemelen en iyi yerin ora olduğunu düşüneceğiz kısa süreli lezzetli sofraların sarhoşluğundan. O bölgelerin şehirlerinin hepsinin birbirinden iyi olduğunu söyleyelim biz en iyisi 🙂

Son olarak Adana’ya gitmişken; Levent Börekçilik’ten bol peynirli böreği, Adana’nın pastırmalı humusunu ve de Adana içli köftesini yemeyi unutmayın. Bir de kültürel geziye Bebekli Kilise eklenebilir. Bu bahsettiklerimiz bizim de listemizde vardı ama ya yiyecek yerimiz yoktu ya da yediklerimizin aklımızı başımızdan almasından buraları unuttuk. Siz unutmayın 🙂 Gidecekler için şimdiden keyifli gezmeler, bedenlerinize dikkatli olun 🙂

Sizin de fikirlerinizi, planlarınızı duymak isteriz, yorum yapmayı unutmayın. Yazımızı beğendiyseniz Facebook ve İnstagram sayfalarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz. Görüşmek üzere.



2 YORUMLAR

  1. Gerçekten çok beğendim yazınızı.Resimler harika.Hani hiç gitmedim ama inanın gezmiş kadar oldum.En çok görmek istediğim taş köprü ve en çokta merak ettiğim o güzel yemekleri.Emeğinize sağlık..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin