Bir Başka Dünya Kiev | Anatomi

0
577

Tarih Kokan Başkent Kiev

Bir efsaneye göre üç erkek bir kız kardeş tarafından kurulan Kiev Kyivan Rusları’nın başkenti olmuş. 9. yüzyılda önemli ticaret ve endüstri merkezi haline gelmiş. 20. yüzyılda Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olsa da 2. Dünya Savaşı sırasında diğer Avrupa şehirleri gibi büyük bir yıkıma uğramış. Zamanla yaralarını saran Kiev 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ukrayna devletinin başkenti olarak yerini almıştır.

Ukrayna İnsanı Nasıl?

Öncelikle bir klişe olarak her yerin iyisi kötüsü vardır diyerek başlamak istiyorum ki bu istisnasız her yer için geçerli bir sözdür. Ukrayna’da mutlaka ya abi Kiev’den adam çıkmaz diyenler vardır. Siz onlara inanmayın.

İnsani ilişkiler açısından Ukraynalılar bizden biraz farklı yapıdalar. Halkta genel olarak teşekkür etme ve özür dileme gibi bir alışkanlık yok. Bu kesinlikle bir kabalık örneği ama bu onların kaba olduğunu göstermiyor çünkü Ukrayna’da genel davranış biçimi bu. İnsanlara ısınmanız için onlarla iletişim kurmanız şart. Zira birçok Ukraynalı ne var hemşerim bir şey mi var der gibi bakıyor. Konuştuktan sonra öyle olmadıklarını anlıyorsunuz.

Ukrayna Pahalı Mı?

Tatil planımızı yapmaya başladığımızda dolar 3.5 liraydı. Biz de bu durumun çok fazla değişeceğini düşünmüyorduk açıkçası.  Ama aradan geçen 6 ay içerisinde dolar 5’e dayandı. Bu sebeple bütçemiz durduğu yerden 128 dolar eridi. 6 ay önce 1 ₺ 7 grivna iken 6 ay sonra 5.5’e düştü.

Ukrayna ucuz, Avrupa’dan geliyorsanız. Ukrayna ucuz eğer Amerika’dan geliyorsanız. Ukrayna ucuz 10 sene öncesi Türkiye’de yaşıyor olsaydınız. Şimdi aynı şeyi söylemek biraz zor. Sebep ise tamamen Türk Lirası’nın değer kaybı.

Türk lirası genel olarak değer kaybettiği için pahalı olan yerler daha pahalı, ucuz olan yerler ise artık ortalama pahalılıkta. Ukrayna da burada ortalama pahalı ülkeler arasında yer alıyor.

Ukrayna Mimarisi

Ukrayna’daki binaların mimarisi dikkatimizi çok çektiği için bu başlığı özellikle açmak istedim. Bazı binalar kare olarak dizayn edilmiş ve bu binalara giriş bir koridor vasıtası ile gerçekleşiyor. Koridordan geçtikten sonra kocaman bir avluya geliyorsunuz Onlarca apartman yan yana ve hepsi avluya açılıyor. Eğer aradığınız yer böyle bir komplekste ise bulamadığınızda umudunuzu kesmeyin ve aramaya devam edin.

Koridor



İç Avlu
Avlu

Ukrayna’da Sağlığım İçin Nelere Dikkat Etmeliyim?

Öncelikle yapmanız gereken şey ıslanmamak. Çünkü her gün istisnasız yağmur yağıyor. İşin kötü tarafı ise ne zaman geleceğinin hiç belli olmaması. Bu konuda size birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Yağmur için şemsiyeden daha önemlisi ayağınızdaki ayakkabı. Nefes alan delikli yaz ayakkabıları hastalığa resmen davetiye çıkarıyor. Ukrayna’ya giderken sakın yazlık ayakkabı giymeyin. Şemsiye şart değil çünkü yaz yağmuru yani ne kadar rahatsız edebilir ki? Eğer ben ıslanmak istemiyorum derseniz yağmur kıyafeti satan insanlar da var. Nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız yağmurlu bir günde oynanan Trabzonspor maçını izleyin derim.

Kiev’de Ulaşım

Biz üç arkadaş olarak Uber kullanmayı kendimize şiar edindik. Ucuz, hızlı, ve güvenli. Bundan dolayı şehir içi ulaşım ile ilgili pek bir bilgimiz yok. Sadece iki kere metroya bindik. Metroya girişte Каса yazan yerlerde jeton alabiliyorsunuz. Kişi başı 8 grivna ücreti var. Hatlar açık bir şekilde Latin Alfabesi ile de yazıyor.

Kiev’de İklim Nasıl?

Yukarıda belirttiğim gibi yazın ortasında her gün yağmur yağıyor. Sıcaklık 25-30 derece arasında. Hava gayet serin ama Kiev’de ilginç bir Akdeniz nemi var. Sebebinin Dnipro Nehri olduğunu düşünüyorum. Yüksek neme rağmen Türkiye sıcağından bunaldıysanız burası size çölde vaha gibi gelecektir.



Kiev Gezisi

Aylar öncesinden üç arkadaş Ukrayna gezisi için sözleştik. Gezmek için kendimize 3 adet şehir belirledik: Kiev, Lviv, Odessa. İlk durağımız Kiev’e uçak biletlerini 4 ay önceden aldık. Fiyatlar daha uygun olduğu için gidiş ve dönüş için Ankara’yı tercih ettik. Şehirler arası ulaşım içinse tren bileti almak en güzel seçenek gibi görünüyordu. Biletlerin biz Ukrayna’ya daha varmadan tükenebileceğini öğrenince hemen satın almaya karar verdik. Yolculuk tarihinden tam bir ay önce tickets.ua‘dan satın aldık. Kiev-Lviv arası çok uzak olmadığı için yataklı bilet almadık(20₺). Lviv-Odessa arası için yataklı bilet seçeneği daha mantıklı geldi(100₺).

Tren biletlerinin nasıl alındığı hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. tickets.ua Ukrayna sitesi ve sayfa açıldığında karşınıza Kiril alfabesi çıkıyor. Sağ üstte Рус yazısı var. Oraya tıklayıp İngilizce seçeneğini işaretleyin. Eğer bulamazsanız киев-Kiev львив-Lviv одеса-Odessa şeklinde arama yapabilirsiniz. Biletleri seçtiğinizde bed linen(yer yatağı) kutucuğu beliriyor. Dilerseniz 4 lira daha vererek satın alabilirsiniz. Bence alın, pişman olmazsınız. Ödemeyi kredi kartıyla ya da banka kartıyla yapabilirsiniz. Bileti aldıktan sonra biletiniz size PDF şeklinde e-mail olarak geliyor. Hiçbir şey yapmadan görevliye direkt göstererek geçebiliyorsunuz. İçim rahat etmez diyorsanız onun da kolayı mevcut. İstasyonda Каса yazan yerlere gidip telefonunuzdaki PDF’yi gösterince biletinizi yazdırıyorlar.

Bilet işlerini hallettikten sonra yapmamız  gereken tek şey beklemekti. Sayılı günlerimiz çabucak geçti, yolculuk günü geldi çattı. 23 temmuz günü saat akşam 10.10’daki uçağımız için 2 saat öncesinden havaalanına gittik. İçeri girdiğimizde uzun kuyruklar beklerken karşımızda tam anlamıyla bomboş bir havaalanı vardı. Hiç sıra beklemeden işlerimizi hallettik ve uluslararası bölgeye geçtik.

Kısa süre sonra uçağımız geldi. Keyifli bir yolculuğun ardından Kiev’e vardık. İner inmez gökyüzünden boşalan sağanak morallerimizi bozdu. Ukrayna’nın yağmurlu olduğunu biliyorduk aslında, hatta yanımıza yağmurluk almıştık. Yine de iner inmez yağmur yağması bizi gerçekten kötü etkiledi.

Pasaport kontrol noktasına geldik. Kısa bir bekleyişten sonra pasaportla gelen Ömer kolayca geçti. Ahmet’le ben bir kağıt doldurmak üzere geri gönderildik. Kağıdı doldurduk sıraya girdik derken ülkeye giriş yapmamız bir saatimizi aldı. Ukrayna’ya kimlikle  gidiyorsanız ve otel rezervasyonu yaptıysanız check-in saatinizi planladığınızdan 1 saat sonrasına alın derim.

KİEV ANATOMİ

1. Gün

Rezervasyon yaptırdığımız apartın konumunu biliyorduk. Havaalanındaki ücretsiz wifi sayesinde Uber çağırdık. 20 dakika sonra apartın bulunduğu sokaktaydık. Check-in saatini bir saat aksatmıştık ve bunun bir sorun oluşturmasından korkuyorduk. Etrafımızda gördüğümüz insanlara sorarak bulunduğumuz yerin doğru olduğunu teyit ettikten sonra beklemeye başladık. Yarım saat geçmişti ve gelen giden yoktu. Yağmur da hafiften çiseliyordu. Tekrardan bize yardım edecek birilerini bulmaya çalıştık. Karşılaştığımız bir genç bize apart sahibini aramayı teklif etti. Biz de hemen kabul ettik. Konuştuğunda geliş saatimizin yanlış olduğunu, beklememiz gerektiğini söylemiş. Check-in saatimiz 13.00-14.00 arasıydı ve saat 4’e geliyordu. Açlıktan midemiz kazınmıştı artık. Biz de bir telefon hattı alıp apart sahibiyle doğrudan iletişime geçmeye karar verdik. Yakınlarda Vodafone bayisi vardı. Hatla beraber sınırsız konuşma ve internete 100 grivna verdik. Bunu Türkiye’de yapacak olsalar ülkede wi-fi denen şey hayatımızdan çıkar.

Hattı aldığımız için artık ev sahibiyle kolayca iletişime geçebilirdik. Gidip yemek yemeye karar verdik. Hemen yakınımızda sınırsız salata ve et yiyebileceğimiz Grill do Brasil’i tercih ettik. Geldiğimde yoktunuz diye bahane etmemesi için de ev sahibine  mesaj çektik.

Grill do Brasil

Gayet lüks bir mekan olan Brezilya Restoranı verilen tüm paraları hak ediyor. Zaten vereceğiniz bütün para 300 grivna + içecek. Bu fiyata Türkiye’de iki kere kebap yiyebilirsiniz sadece. Salatanızı kendiniz alıyorsunuz ve masalardan birine oturuyorsunuz. Çalışanlar teker teker pişirdikleri etleri getirip isteyip istemediğinizi sorup ona göre tabağınıza servis ediyor. Et, tavuk ve biftek olmak üzere üç et çeşidi bulunuyor.

Grill do Brasil



Size tavsiyem buraya gitmek istiyorsanız önce güzel bir gezin ve iyi bir acıkın. Biz de uzun süredir yemek yemediğimiz için yarımşar kilo et yemişizdir diye düşünüyorum.

Karnımız doymuştu, temel ihtiyaçlarımızdan birini karşılamıştık, şimdi sıra diğer bir temel ihtiyaç olan barınmaya gelmişti. Ev sahibinden attığımız mesajlara cevap gelmemişti. Biz de arayalım dedik. Ömer’in aradığı her seferde meşgul çalıyordu. Muhtemelen bizi engellemişti. Artık ev sahibinin bizi istemediğini anlamıştık.

Ne yaptığımızı pek de bilmeden sırtımızdaki çantalarla meydana doğru yürümeye başladık. Bir yandan yürürken bir yandan da gördüğümüz güzel yerleri gezmeye çalışıyorduk. Yol üzerindeki ilk durağımız Kiev Olimpiyat Stadyumu’nun hemen üstündeki Kyivska Fortetsya oldu.

Kyivska Fortress

Önceleri askeri hastane olarak görev yapmış bu bina günümüzde müze olarak kullanılıyor. Uzun ve yay gibi mimarisi, topların dizildiği tepe ve ayaklarımızın altındaki stadyumla görülmesi gereken yerlerden biri. Ha bize soracak olursanız o anlarda oranın tadını çıkaracak kadar keyfimiz yoktu. Kafamız sürekli kalacak yer konusuna takılıp duruyordu.
  
Askeri hastaneden sonra hiçbir yere uğramadan, kısa bir sağanak arası hariç, Khrehchatyk Caddesi’ne vardık.

Khrehchatyk Caddesi

Hayatınızda gördüğünüz en geniş cadde neresi? Benimki bu cadde(adını yazması zor). Aynı anda yan yana 40 kişinin yürüyebileceği kadar geniş. Bir o kadar da güzel.

Cadde boyunca sıralanmış binalar buraya bir kimlik kazandırmış. Bu binalar ne kadar tek tip olsa da tarihi dokuları sayesinde sıkıcılıktan kurtulmuşlar.





Birçok bakanlık ve başbakanlık cadde üzerinde. Binalarda herhangi bir güvenlik önlemi alınmamış. Şehirlerin giriş ve çıkışında bile sürekli polis noktası olan bir ülkede yaşayan bizler için oldukça şaşırtıcı. Ülkenin yönetildiği yerlerin hemen ilerisinde kafeler ve restoranlar var. Birileri oturup Rusya ile nasıl baş edeceğini kara kara düşünürken siz biraz ötede  kahvenizi yudumlayabiliyorsunuz.

Gece vakitlerine kadar canlı olan caddede her türlü sokak etkinliklerine denk gelebiliyorsunuz.Ateş dansı, ayak dansı, hip hop hatta yoga yapanlar bile var. Ayrıca telefon hattı almak için bayiye gitmenize gerek yok, hat sizin ayağınıza geliyor. Birçok genç kaldırımlarda size hat satmaya çalışıyor. Bizim 100 grivnaya aldığımız paketi 90 grivnaya satıyorlar.

Not: Hafta sonu cadde trafiğe kapatılıyormuş. Bizim gezimiz haftaiçine denk geldiği için maalesef göremedik.

Maidan Nezalezhnosti

Kısa bir yürüyüş sonrasında Khrehchatyk Caddesi’ni geçip Maidan Nezalezhnosti’ye geldik. Meydan o kadar güzeldi ki attığımız ilk adımla beraber dertlerimizi kısa süreliğine de olsa unuttuk. Gittik bir köşeye oturduk ve kendimizi oranın güzelliğine teslim ettik.

Maidan Nezalezhnosti



Meydan hakkında yazacak pek bir şey yok aslında ama size iki şeyden özellikle bahsetmek istiyorum. Birincisi Dünya Heykeli; bu heykel Ukraynalılar’a göre dünyanın merkezi. Heykelin üzerinde dünyadaki tüm başkentlere olan uzaklığı yazıyor. Bulunduğumuz nokta, yani meydan Ankara’ya tam 1183 km uzaklıkta. İkincisi ise fışkiye şovu. Her akşam istisnasız müziğin sularla dansı temalı kareografi burada hayat buluyor. Saat 10-11 civarı meydana uğrarsanız siz de bu şova eşlik edebilirsiniz.

Meydanda Tanıştığımız Arkadaşımız Anatoly

Biz harıl harıl Booking’den kendimize yer ararken yanımıza geldi ve bir çeşit tur hakkında bize bilgi vermeye çalıştı. Onu dinlemiyorduk çünkü kafamız hep kalacak yer sorunundaydı. Kendisine bunu söylediğimizde yardımcı olmaya çalıştı. Biz tam o sırada kalacak bir yer bulduk. Meydana çok yakındı. Anatoly her ihtimale karşı numaramızı aldı, biz de otelin yolunu tuttuk.

Haritadan hostelin konumuna geldiğimizde hostel görevlisini aradık. İngilizce bilmediği için kendisiyle iletişim kuramadık. Etrafta gördüğümüz birine bizim için arama yapmasını rica ettik. Konuştuktan sonra bizi yönlendirdi. Onca çabadan ve uğraştan sonra artık başımızı sokacak bir yer bulmuştuk. Artık çantaları da taşımayacaktık. Bütün bunlar moralimizi bayağı yükseltti. Biraz dinlendikten sonra dışarı tekrar çıktık.

Hem vakit kısıtlılığından hem de üzerimizdeki yorgunluktan dolayı kalan vaktimizde gezmek yerine Khrehchatyk ve meydanda dolanıp durduk. Bana sorarsanız zaten yapılacak en güzel aktiviteyi yaptık. Geç vakitlere kalmadan hostele dönüp güzel bir uyku çektik.

Hostel’in kilit sistemi



Binanın antika asansörü(binmeyin)

2. Gün

Kahvaltı için Puzata Hata’yı tercih ettik. Güzelce bir karnımızı doyurduk.
Daha sonra Aroma Kava’dan kahvelerimizi aldık. Aroma Kava ve Puzata Hata’dan ayrıntılı olarak Lviv yazımızda bahsedeceğiz.

Taras Schevchenko Parkı

Şair ve yazar Taras Schevchenko Ukrayna için çok önemli bir kişilik. Tabii bunu Ukrayna’ya gelince anladık. Nereye baksak, nereye gitsek bir Taras gördük. Bu park da o Taraslardan biri.

Buranın park olması dışında pek bir özelliği yok açıkçası. Gezilecek yerler arasında önceliğiniz olmamalı.

Taras Schevchenko Parkı



Fomin Botanik Bahçesi

Yeni durağımız Taras Schevchenko Parkı’nın yakınındaki Fomin Botanik Bahçesi. Buraya gelirken güzel bitkiler ve çiçekler görmeyi hayal ediyorduk ama pek de öyle olmadı. Gayet sıradan ağaçlarla kaplı sıradan bir parktan başka bir şey görmedi gözlerimiz.

Fomin Botanik Bahçesi

St Vladimirs Katedrali

Adını Hristiyanlığı Ukrayna’da ilk kabul eden lider olan Vladimir’den alan tapınak hem içeriden hem de dışarıdan göz alıcı bir incelikle inşa edilmiş.

St Vladimirs Katedrali

Golden Gate

Planlarımız arasında olmasa da Hagia Sophia’ya giderken yolda dikkatimizi çekti bu ilginç yapı. Ahşap ve taşların birlikteliği ile mimari olarak güzel bir uyum yakalanmış. Biz de bu güzelliğin hatrına içeri girip bakmaya karar verdik. Yapının içi bizi tamamen hayal kırıklığına uğrattı. İçerisi tamamen boş desek yeridir.

Golden Gate



Sonradan öğrendiğimize göre burası eski Kiev’in kapısı imiş. Tarihi olarak önem arz eden Golden Gate ile fazla yüz göz olmaya gerek yok bence. Size tavsiyem uzaktan sevin geçin. Zira ufak bir yakınlaşma size 50 grivnaya patlayacaktır.

Hagia Sophia(Aziz Sofya) Katedrali

11. yüzyılda Ayasofya’ya rakip olması için inşa edilen Hagia Sophia girişteki uzun kulesiyle dikkat çekiyor. Her ne kadar isim olarak Ayasofya’nın rakibi olsa da gerçekte böyle bir durum söz konusu bile değil. Sebebini iki yeri de ziyaret edince anlarsınız.

Hagia Sophia(Aziz Sofya) Katedrali

Aziz Sofya Katedrali Bahçesi’ne girmek için 20 grivna, kuleye çıkmak için 30 grivna, katedrale girmek için 40 grivna vermeniz gerekiyor. Katedrale girmeseniz bile kuleye çıkın derim.

Hagia Sophia(Aziz Sofya) Katedrali



Çernobil Müzesi

Aziz Sofya’dan sonra Uberle Podil Bölgesi’ne gittik. Etrafta biraz gezdikten sonra Çernobil Müzesi’ne geldik. Gitmeden önce adını çok duyduğumuz müze beklentilerimizin altında kaldı.

Çernobil Müzesi

Müzenin çoğunluğunu kazada ölenlerin fotoğrafları oluşturuyor. Müzede dikkat çeken iki şey Çernobil kazasının üç boyutlu canlandırması ve reaktörden sızan radyasyonun dünyada nerelere yayıldığını gösteren bir video. Videoda genel olarak radyasyonun Avrupa bölgesine yayıldığı görülüyor. Hatta İstanbul’a bile yayılan radyasyon Karadeniz Bölgesi’ne hiç uğramamış. Bu video ile kazadan sonra radyasyonlu denen Karadeniz çayının aslında tamamen masum olduğu kanıtlanmış oluyor.

Müzeye giriş 30 grivna, 3 boyutlu Çernobil kazası canlandırması 20 grivna, fotoğraf çekmek ise 50 grivna. Ben müzeye değil de Çernobil’in kendisine gitmek istiyorum derseniz 200 doları gözden çıkarmanız gerekiyor.

Podil Bölgesi ve Andryevski Yokuşu





Podil Bölgesi aslında büyük bir alan hatta Çernobil Müzesi’ni de kapsıyor. Ama benim burada bahsedeceğim yer Podil Meydan. Maidan Nezalezhnosti’nin yerini tutmaz tabii ama yine de kendisine has bir havası var Podil’in, sanki Kiev’den ayrılıp küçük ve şirin bir Ukrayna şehrine gitmişiniz gibi. Oranın en dikkat çeken öğesi ise dönme dolap. Eğer yolunuz düşerse dönme dolabın önünde mutlaka fotoğraf çekinin.

Andrevskiy Yokuşu Podil Meydanı’nın hemen bittiği yerden başlıyor. Yokuş boyunca sıralanmış onlarca hediyelik satan tezgahlar, dükkanlar sanki oranın ayrılmaz bir parçası gibi. Andrevskiy Yokuşu’nu düşündükçe kafamda hediyelik eşya beliriyor siz düşünün artık. Kaldırımlar sarı taşlarla, yollar ise gri taşlarla döşenmiş. Bu da güzel bir kontrast oluşturmuş.

Yokuşu tırmanırken sağ tarafta bir park ve parkın içinde yukarı çıkan merdivenler gördük. Gidip ne var diye bakmak istedik.

Bizi Dnipro’yu da gören mükemmel bir manzara karşıladı yukarıda. Uzunca bir süre etrafı seyredip Kiev’i aklımıza kazımaya çalıştık. Bu o kadar keyif vericiydi ki güneş tepemizde olmasa bunu saatlerce yapabilirdik.





Merdivenlerden inip yokuşu tırmanmaya devam ettik. Gördüğümüz onlarca hediyelik eşya satan yerden sonra dayanamayıp birer tane magnet aldık.

Kiev’de hediyelik eşya almak istiyorsanız uğramanız gereken durakların başında Andrevskiy Yokuşu geliyor. Hediyelik eşya fiyatları 20 grivnadan 300 grivnaya kadar değişiyor.

St. Andrews Kilisesi

Yokuşun sonunda, sanki çıkanlara ödül olarak koyulmuş mavi bir kilise St Andrews.

Burası bir kilise olsa da aslen manzara için kullanılıyor. Yani kilise kapalı ve içeriye giremiyorsunuz, zaten bunu isteyeceğinizi de sanmam. Çünkü Kiev’in en iyi manzarası tartışmasız burada. Fotoğraflar da bunu kanıtlıyor sanırım(Kapak fotoğrafı).

St. Andrews Kilisesi bahçesine giriş 30 grivna.

St. Andrews Kilisesi

Vladimirs Hill

Kiev’deki 2. günümüzün son durağı olan Vladimir’s Hill’e vardık. Aslında burası o kadar güzel bir yer sayılmaz ama Dnipro Nehri en güzel buradan izleniyor. Yok ben nehir felan izlemek istemiyorum diyorsanız burayı pas geçmeniz size bir şey kaybettirmez.

2. gün gezimizi bitirdiğimize göre artık yemek yemeliydik. Puzata Hata’ya gidiyorduk ki Khrehchatyk Caddesi’nde yürürken Sultan Döner yazan bir büfe dikkatimizi çekti. Şansımızı bu sefer de burada denemek istedik. Gidip çalışanlarla sohbet edince Türkmen olduklarını öğrendik. Kısa ve samimi sohbetin ardından döner ve içecek siparişlerini verdik.

Döner fiyatı 50 içecek fiyatı 15 grivnaydı.

Sultan Döner



Döner fiyatı 50 içecek fiyatı 15 grivna

Yemeğin ardından hostele dönüp biraz dinlendik. Daha sonra çıkıp Khrehchatyk, meydan takılmaya başladık. Bir yandan da önceki gün tanıştığımız Anatoly ile mesajlaşıyorduk. Kendisine bir şeyler ısmarlamak istediğimizi söyledik. Bunu kabul etmedi ama yaklaşık yarım saat sonra meydanda buluştuk.

Kendisine bir şeyler ısmarlamak istediğimizi tekrar ettik ama daha önce kavga ettiğini ve çenesinin kırık olduğunu ve yalnızca süt içebildiğini söyledi, ardından kendine süt almaya gitti. Döndüğünde ise elinde bir paket vardı. Sorduğumuzda elindekinin ekler olduğunu, en sevdiği tatlının bu olduğunu söyledi. Bizim için almıştı.

Ukrayna’dan, Türkiye’den havadan sudan derken 3 saat boyunca muhabbet ettik. Çok neşeli ve eğlenceli bir kişilik olan Anatoly bizim Ukraynalılar’a olan bakış açımızı çok etkiledi. Çok sevdiğimiz dostumuz Anatoly ülkeye döndüğümüz halde hala bizimle iletişim halinde.

3. Gün

Kalk, hazırlan ve Puzata Hata’ya git üçlüsünü yine yaptık.

Trukhaniv Adası

Bize aslında çok da uzak olmayan Trukhaniv Adası’na gitmek için bisiklet kiralamak istedik, malum bu işlerin tadı böyle çıkıyor. Anatoly’e bisiklet kiralamak istediğimizi söyledik ve bize birkaç yer buldu.

Bize yakın olan Katay’a gitmeyi tercih ettik. Gezimiz için 2 saatin yeterli olacağını düşünüp 2 saatlik kiraladık.

Bisiklet kiralama saatlik 50 grivna, 150 grivnaya ise tüm gün kiralayabiliyorsunuz. Eğer sadece adaya gidecekseniz 2 saat sizin için yeterli olacaktır. Ben tüm gün kiralayıp gideceğim yerlere bisikletle giderim olayı da mantıklı ama Kiev’de düzenli bisiklet yolları olmadığı için bisiklet sizin için sadece yük olacaktır.

Bisikletlerimizi alır almaz Khrehchatyk Caddesi’ne indik. Oradan meydana doğru döndük. Meydanı da geçtikten sonra ilerideki taşlı yoldan inmeye başladık. Daha sonra etrafı ağaçlarla çevrili bir parkta bisiklet yolu bulup oradan devam ettik. O yol bizi Dnipro’nun üzerine, Parkovy Köprüsü’ne götürdü. Köprüde bisikletlerimizden inip fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedik.

Parkovy Köprüsü



Adaya geçtikten sonra arabalara da açık olan asfalt yoldan gitmeye başladık. Manzara görürüz diye uzun süre bisiklet sürsek de ağaçlardan başka bir şey göremedik. Hal böyle olunca biz de geri dönüp adanın girişindeki kafelerden içecek aldık. Dnipro’nun kıyısına oturup onu seyre daldık.

Yarım saat boyunca oturduktan sonra geri dönmek için bisikletlere atladık. Ama Ahmet’in bisikletinde sorun çıktı. Katay’ı arayıp durumu izah ettik. Geleceğimizi ama geç kalacağımızı söyledik, hiç sorun etmediler. Döndüğümüzde 2 saati geçmiştik ama bizden ekstra ücret almadılar. Bize çok kibar davranan Katay’ı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Motherland Anıtı

Bisikletleri verdikten sonra Uber’e atlayıp Motherland Anıtı’na geldik. Burayı görünce anladım ki SSCB’nin heykellerde de olsa hala yaşadığıydı.





2. Dünya Savaşı’nda aktif olarak kullanılan Katyuşalardan T16lara, fırlatma rampalarından helikopterlere birçok yaşlı savaş makinesi bu bölgede bulunuyor. Bütün bu silahlar zincir ile çevrilmiş alanlarda bulunuyor. Motherland Anıtı’na giriş ücreti 30 grivna, fotoğraf çekmek 50 grivna.

Mariinsky Park ve Sarayı

1800lü yılların sonunda yapılmış park çeşitli heykeller ve anıtlar barındırıyor. Park ile aynı isme sahip saray da parkın hemen yanında endam ediyor.

Bana soracak olursanız park dururken sarayı boşverin. Saraydan güzel bir sürü bina gördük ama o park çok özeldi. Biz gittiğimizde sağanak başladığı için orada fazla vakit geçiremedik. Umarım siz gittiğinizde şanslı olursunuz da orada oturabilirsiniz.

Mariinsky Park ve Sarayı



Arsenalna Metrosu

Dünyada inebileceğiniz en derin metro istasyonu Arsenalna Kiev’de bulunuyor. Tam 105,5 metre derinlikte. Hızlı yürüyen merdivenlerle bile en az 5 dakika boyunca aşağı doğru iniyorsunuz.

Kiev’de Metroya Nasıl Binerim?

Kiev’de metroya binmek için istasyona girişte Kaca yazan yerlerden jeton almanız gerekiyor. 8 grivnaya aldığınız jetonları turnikeden attığınız zaman artık içeridesiniz demektir. Aşağı indiğinizde gideceğiniz yerleri İngilizce olan talimatlara bakarak bulabilirsiniz.




Kiev’de Metro Duraklarını Nasıl Bulabilirim?

Google haritalarda yeşil M harfi ile işaretli yerler metro durakları. Haritadan binmeniz gereken ve gitmek istediğiniz durakları bulabilirsiniz.

Kiev’e Veda

3 güzel, dolu dolu geçen günün ardından Kiev’den ayrılıp yeni durağımız olan Lviv’e gitme vakti geliyordu. Geceyi hostelde geçirip ertesi gün istasyona gitmek üzere ayrıldık. 14.00 civarı istasyona vardık. Her ihtimale karşı sizin de erken gitmenizi tavsiye ediyorum.

Trenin hareket etmesi ile belki de bir daha asla göremeyeceğimiz Kiev’e veda etmiş olduk.



Kiev’de Alkol Fiyatları

  • Bira = 20-40 grivna arası (0.5 L)
  • Votka = 200 grivna (1 L)
  • Şarap = 200 grivna (1 L)
  • Konyak = 300 grivna (1 L)

Kiev’de Sigara Fiyatları

Aromalı sigara (Marvel)

Sigara fiyatları genel olarak 25 ile 40 grivna arasında değişiyor.


Kiev Gezisi Masrafları Ne Kadar?

  • Kiev İçi Ulaşım Masrafları: Toplam 350 grivna
  • Kiev Konaklama Masrafları: 3 gece kişi başı 600 grivna
  • Kiev Müze Harcamaları: Kişi başı 200 grivna
  • Kiev Yemek Harcamaları: Kişi başı 850 grivna
  • Kiev Hediyelik Harcamaları: Kişi başı 80 grivna
  • Lviv’e Ulaşım: Kişi Başı 100 grivna

Kiev Gezisi Toplam Maliyet: 3 gece 4 gün yaklaşık 2000 grivna

Sizin de fikirlerinizi, planlarınızı duymak isteriz, yorum yapmayı unutmayın. Yazımızı beğendiyseniz Facebook ve İnstagram sayfalarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz. Görüşmek üzere.



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen buraya isminizi girin