Mavilerin En Güzeli Halfeti

0
427

Tarihte birçok peygamberin yolunun düştüğü kadim bir şehir. Tarihin de tarihinin olduğu, ilklerin şehri Şanlıurfa. Burada yanan kocaman ateş Hz İbrahim’e karşı serin ve selamet oldu. Hz. Eyüp buradaki mağaralardan birinde çekti o dayanılmaz çilelerini. Hz. Adem yeryüzünde ekilen ilk tohumları belki de buraya ekti.

Bu eski mi eski tarih kokan şehrin mavi nazar boncuğu Halfeti. Fırat Nehri’nin hemen kıyısında, antep fıstığı ağaçları ile bezenmiş güzel bir ilçe, güzel olduğu kadar da sıcak. Halfeti’nin bu hale gelmesinin birçoğumuzun yabancı olmadığı, sağdan soldan mutlaka benzer şeyler duyduğu bir hikayesi var. 2000 yılında dönemin hükümeti tarafından baraj yapılıyor bu bölgeye. Bu yapılan baraj zamanla Halfeti’de suların yükselmesine sebep oluyor. Halk yaşadığı yerden oluyor baraj yüzünden. O zamanlarda belki türlü çileler çekiyorlar ama sular altında kalan alanlar sonraları bölgenin turizmine önemli katkılar sağlıyor.





Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşamıyorsanız eğer Halfeti’ye yolculuk sizin için çok dikkat çekici olacaktır. Yukarıda bahsettiğim gibi antep fıstığı ağaçları, bitki örtüsü ve toprak yapısı ülkemizde böyle yerler de var mıymış dedirtecek kadar farklı. Her an bir yerlerde Walter White’ın karavanını görecekmiş gibi hissediyorsunuz.

Eğer bizim gibi batıdan gidiyorsanız Urfa’ya varmadan, doğudan gidiyorsanız Urfa’yı geçtikten sonra çok da güzel olmayan Halfeti yoluna giriyorsunuz. Arabanız pürüzsüz olmayan asfalt zemin yüzünden tıngır mıngır sallanırken üstüne bir de dönüyorsunuz durmadan. Yaklaşık 20 km sonra baraj mağdurlarının yeni yerleşim yerine, Yeni Halfeti’ye varıyorsunuz. Tabii Yeni Halfeti’nin bir esprisi yok, A101lerin BİMlerin işgal ettiği gayet sıradan bir ilçe. Oradan da yaklaşık bir 20 km sonra Eski Halfeti’ye varıyorsunuz.

Halfeti Gezisi

Kahramanmaraş’tan geldiğimiz için çok da uzun sürmeyen bir yolculuktan sonra arabamızı park edip Fırat’ın kıyısını arşınlamaya başladık. Karnımız hafiften acıkmıştı hava da aşırı derecede sıcaktı ama etrafta ne doğru düzgün bir oturacak mekan ne de ocakbaşı tarzında bir yer vardı. Yemek yemeyi düşünenler için nehrin kıyısına kurulmuş ahşap yapılı balıkçılar mevcut olsa da bizi pek cezbetmedi. Halfeti’ye varışımızın ilk dakikalarında orada çok fazla vakit geçiremeyeceğimizi anlamıştık. En azından Halfeti harabelerini görebileceğimiz tekne turları düzenleniyordu ki işin esprisi de zaten orada. Bu turlar Fırat Nehri kıyısı boyunca eski yerlerim yerleri, kale ve Eski Halfeti’yi içine alıyor ve yaklaşık 1 saat sürüyor.
Biz de bu turlardan birine katılmak için lokantanın birinde toplanan kalabalığın arasına karıştık. Yavaş yavaş ilerleyen sıra bittikten sonra tekneye atlayıp kendimizi bir köşeye attık. Bindiğimiz tekne biraz balıkçı teknesini andırıyordu. Üst tarafı kapalıydı ve şükür ki bizi o muazzam sıcaktan koruyordu.





Turkuaz renkli suları yararak ilerleyen teknenin kazandığı hız ile suratımıza çarpan hava kütleleri rüzgar etkisi oluşturdu. Yüzümüzde serinleşmiş olmanın verdiği bir gevşeme ifadesi oluştu. Bu gevşeme ile beraber biz de keyifle etrafı seyre daldık. Zaman geçtikçe ortaya çıkan manzara beklediğimizden çok daha güzeldi. Gezi boyunca taşlara oyulmuş çeşitli, artık yaşanmayan, yerleşim yerleri ve Rumkale’yi gördük.

Tabii ki en sonda baraj sularının yutamadığı evleri ve kendisi olmayan ama minaresi gururla ayakta duran camisi ile Eski Halfeti. Aklıma bir an HBO şirketinin yapmış olduğu diziyle bundan yıllar önce yaşanan felaketi bize aktaran Çernobil dizisi geldi. Belki onlarınki kadar acıklı olmasa da terk edilmek zorunda kalınan şehir, yarım kalmış hikayeler burada da var.





Teknede gördüğünüz her şey ile ilgili bilgi veren bir ses kaydı mevcut. Eğer yolunuz düşer de giderseniz daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Geri dönerken etrafımıza odaklanmak yerine kendimizi doğaya saldık. Keşke hiç bitmese desek de yola çıkışımızdan yaklaşık bir saat sonra karaya tekrar ayak bastık. Gezi maceramız henüz bitmemişti ama Halfeti yazım burada sona eriyor. Yeni yazılarımla sizlerin karşına çıkmak için sabırsızlanıyorum. Umarım yazımı beğenmişsinizdir 🙂

Basit Gezi Tavsiyeleri:

Öncelikle Halfeti’ye ayrılacak maksimum süre 2 saat, yemek yiyecekseniz 3 saat. Sırf Halfeti için uzun yollar tepmeye değmez, gezinize mutlaka Şanlıurfa’yı da ekleyin. Zaten ekledim söylemene gerek yok diyeceksiniz, o zaman geziniz mutlaka bir gün kalmalı ayarlayın çünkü Urfa’nın tamamını bile bir günde zor gezersiniz ki Halfeti ile beraber bu imkansız olur. Son olarak karagülleri görmeden dönmeyin.

Sizin de fikirlerinizi, planlarınızı duymak isteriz, yorum yapmayı unutmayın. Yazımızı beğendiyseniz Facebook ve İnstagram sayfalarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz. Görüşmek üzere.



    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu girin
    Lütfen buraya isminizi girin